Yavuz Tellioğlu

RA ile ilgili imler: ABA-RA-HAM (İBRAHİM) İS-RA-EL İS-RA-İL AM-ON-RA Aydınlanmanın bütün bunlarla ne ilgisi var diye sorulabilir? Aydınlanma, felsefi bir kavram olarak 18. yy. Avrupasında ''Akla dönüş akımı " olarak kullanılmaya başlamış ve döne­ me adını vermiştir. Bu kavram Fransızca'da "Enlaitement", İngilizce'de "Enlightenment", Almanca'da ''Aujklcerung", İtalyanca'da "Essere !lluminato ", Osmanlıca'da "Tenevvür", Tasavvufta "İşrak" olarak karşılanmıştır. Aynı kavram için kullanılan bu adların "Işık/anmak" demek olduğu gözden kaçmamıştır.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hermes, Hiramus, Hermese, Hermesü'l-Hiramise (Araplar­ ca), Hermis diye de anılmakta ve literatüre geçmiş bulun­ maktadır. İslam dünyasında ise İdris diye bilinmektedir. Terzilik mes­ leğinin kurucusu da sayılan bu bilge kişi Terzi Hermes di­ ye de ün salmıştır. Zaten İdris sözcüğünün anlamı terzidir. Yunus Emre bir şiirinde ondan "İdris nebi hülle biçer, ge­ zer Allah deyu deyu" diye söz etmiştir. Hermes'in Mısır dilindeki adı ise Thot'tur. Thot'un terziliği, tasavvuf ve gnostik öğretilerde dış anlamıyla değil, daha çok iç anlamıyla benimsenmiştir; yani o insanlara "ini­ siyasyon"yoluyla hal elbisesi giydirmektedir.
Köle ticâretinin yasaklanmasının ardından Afrika’ya gönderilen yüzlerce misyonerden en meşhuru olan David Livingstone’a göre, “köle ticâretinin cazibesi”, Afrika’nın “diğer bütün zenginlik kaynakları’na dönük alakayı yok etmişti. “Kahve, pamuk, şeker, yağ, demir ve hatta altın, nadiren zenginleştiren bir ticâretin [köle ticâretinin] aldatıcı kazançları uğruna terk edildi” diyordu.61 Bu yüzden mesele sadece ticâretinin yasaklanması ile kalmadı; Rothschild’lerin İngiltere ayağının kurucusu Nathan Mayer Ro- thschild ve bacanağı Moses Montefiorexxxnı köleliğin kendisinin kaldırılması için hükümete yüklü miktarda kredi verdiler.62 İnsanlar, Tapınakçıların köleliği kaldırarak çok güzel bir iş yaptığını düşünüyordu ama bilmedikleri bir şey vardı; hürriyetin bedeli, köle gibi yaşamak olacaktı.
Arkadaşlar binlerce kitabın pdf si var bende okumak isteyenler için 💕🌹
Alıntı
Bâtınîlik, Eflatun ve Aristo’dan gelen felsefenin, Zerdüştlük, Mani ve Budistlik gibi dinlerle harmanlanıp ortaya konmasıyla oluşmuş, Yahudilerin Kabalasına benzer bir inanç sistemiydi. Yani, el-Kaddâh, Pavlus’un İseviliğe yaptığını İslâmiyet’e yapmaya çalışmıştı. Bâtınîler, Kur’ân-ı Kerîm’in bir görünen (zâhir), bir de gizli (bâtınî) manası vardır diyorlardı. Zâhirî manası, yani namaz, oruç, zekât, hac vs. mühim değildir, onlar semboliktir, asıl olan Bâtınî manasıdır, bunu da herkes anlayamaz diye inanıyorlardı. Bu inanca sahip olanlara ‘Bâtınî’, bu inancı yayanlara da ‘Dâî’ dediler. İsmâilîler, merkezi Kâhire olmak üzere Fâtımî Devletini kurdular. Devletleri Kuzey Afrika, Sicilya, Arabistan’a yayıldı. Fâtımî- lerin sekizinci halîfesinden sonra İsmâilîler iki kola ayrıldı. Bir kısmı, halîfenin büyük oğlu Nizar’ı destekledi. Bunlara Nizârî dendi. Nizar’ı destekleyenlerden biri de Haşan Sabbah’dı. Şîi bir imâmın oğlu olan Haşan Sabbah, Bâtınî misyoneri, yani dâî idi. Misyonerlik çalışmaları neticesinde topladığı adamları ile beraber İran’daki Alamut kalesini kendisine üs seçip eşkıyalık ile zengin °ldu. Adamlarını tasnif ederek yeni bir teşkilat kurdu. Kendisini Şeyh-ül-Cebel’ (Dağın Şeyhi) ilân etti. Kendi inançlarını yayanlara, İsmâilîler gibi ‘dâî’ dedi. Terörist olarak kullanacağı adamlarını ise ‘fedâî’ olarak adlandırdı.