Bâtınîlik, Eflatun ve Aristo’dan gelen felsefenin, Zerdüştlük, Mani ve Budistlik gibi dinlerle harmanlanıp ortaya konmasıyla oluşmuş, Yahudilerin Kabalasına benzer bir inanç sistemiydi. Yani, el-Kaddâh, Pavlus’un İseviliğe yaptığını İslâmiyet’e yapmaya çalışmıştı. Bâtınîler, Kur’ân-ı Kerîm’in bir görünen (zâhir), bir de gizli (bâtınî) manası vardır diyorlardı. Zâhirî manası, yani namaz, oruç, zekât, hac vs. mühim değildir, onlar semboliktir, asıl olan Bâtınî manasıdır, bunu da herkes anlayamaz diye inanıyorlardı. Bu inanca sahip olanlara ‘Bâtınî’, bu inancı yayanlara da ‘Dâî’ dediler.
İsmâilîler, merkezi Kâhire olmak üzere Fâtımî Devletini kurdular. Devletleri Kuzey Afrika, Sicilya, Arabistan’a yayıldı. Fâtımî- lerin sekizinci halîfesinden sonra İsmâilîler iki kola ayrıldı. Bir kısmı, halîfenin büyük oğlu Nizar’ı destekledi. Bunlara Nizârî dendi. Nizar’ı destekleyenlerden biri de Haşan Sabbah’dı. Şîi bir imâmın oğlu olan Haşan Sabbah, Bâtınî misyoneri, yani dâî idi. Misyonerlik çalışmaları neticesinde topladığı adamları ile beraber İran’daki Alamut kalesini kendisine üs seçip eşkıyalık ile zengin °ldu. Adamlarını tasnif ederek yeni bir teşkilat kurdu. Kendisini Şeyh-ül-Cebel’ (Dağın Şeyhi) ilân etti. Kendi inançlarını yayanlara, İsmâilîler gibi ‘dâî’ dedi. Terörist olarak kullanacağı adamlarını ise ‘fedâî’ olarak adlandırdı.