Yavuz Tellioğlu

Bir atom üç değişik ana parçacıktan oluşur. Bunlar; proton, nötron ve elektrondur. Proton ve nötronlar atomun çekirdeğini oluştururlar. Ve doğanın 4 temel kuvvetinden biri olan güçlü nükleer kuvvet sayesinde, pozitif yüklü protonlar, nötronların da yardımıyla birbirini itmeden çekirdekte bir arada durabilirler. Elektronlar ise atom çekirdeğinin etrafında saniyede 2200 km hızla dönen parçacıklardır. Bu hız, 1 saniyede Bursa ile İstanbul arasındaki mesafeyi 22 defa almanıza yeter. Ve o kadar hafiflerdir ki bir protonun kütlesi bir elektronun 1836 katıdır. Evrendeki Atom Sayısı Gördüğünüz gibi arkadaşlar atom o kadar küçük ki verdiğimiz örnekleri tasavvur etmekte dahi zorlanıyoruz. Ancak şaşırtıcı bir şekilde evrendeki atom sayısı hakkında bir fikrimiz var. Evrenin uçsuz bucaksız büyüklüğü ve atomun aşırı derecede küçüklüğü göz önünde tutulursa doğal olarak bu çok uçuk bir sayı. Gözlemlenebilir evrende 1078 ila 1082 atom vardır. 1’in ardında 82 tane sıfır düşünün. Trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon atom eder.
1000k
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Epifiz beziniz ışığın alıcısı ve vericisidir. Ruhun çok boyutlu dilini alabilir. Bilincinizi ruhun bu koltuğuna yerleştirerek ilahi insan olursunuz. Bu perspektiften bakıldığında, insan bedeni aracılığıyla bilinçli olarak ruh olarak faaliyet gösterebilirsiniz. -e hipofiz bezi epifiz bezinin yardımcısıdır. Sinir ve endokrin sistemlerle etkileşime girerek epifizden gelen sinyalleri vücutta eyleme dönüştürür. Bu sistemler talamusun bir parçası olan hipotalamusta buluşur. -e talamus, duyusal girdileri işleyen ve beynin diğer bölümlerine ileten bir merkezdir. Metafizik açıdan konuşursak, talamus Üreme, cinsel farklılaşma (androjenler, östrojen, progesteron) Saniye Lyden Cinsel birleşme yoluyla oluşturulan bir bedenin hamileliği (henüz bilinmiyor) -ird Adrenal Korteks (ve pankreas) Glikoz, sodyum, potasyum metabolizması (pankreas için steroidler/insülin ve glukagon) Savaş ya da savaş (epinefrin/sempatik sinir tepkisi) Dördüncü -ymus Bağışıklık fonksiyonu (T hücreleri geliştirme hormonları) Fi-h -yroid Metabolizma hızı; kalp, ağırlık, enerji kullanımı (T1, T2, tiroksin) Altıncı Epifiz Vücut ritimleri, uyku, cinsel gelişim (melatonin) enerjinizi vücuda getiren taç çakrayla ilişkilidir. -e hipotalamus sinir ve endokrin sistemlerini birbirine bağlar. Hipofiz bezine giden ve endokrin sistemin geri kalanına hormonal sinyaller gönderen düzenleyici hormonları üreten bir sinir hücreleri kümesidir. -Beden-ruh iletişiminin yapısı eski Mısır'da biliniyordu Horus'un Gözü olarak. Aynı zamanda Tek Boynuzlu At'ın boynuzu, Şiva'nın üçüncü gözü, Simya Düğünü'nün yeri ve diğer mistik isimlerle de anılmıştır. Ruh epifiz bezi, hipofiz ve hipotalamus yoluyla tüm bedene erişebilir. Bu bilinç kapısı aracılığıyla yüksek benliğinize erişebilirsiniz. Ruh aynı zamanda her
1000k
HAKiKAT BOYUTUNDAN GÜNEŞ SiSTEMi VE GEZEGENLER
Canlılık-cansızlık ayrımını yapmanın ne kadar zor nere­ deyse imkansız olduğunu göz önüne alınca acaba hangi maddelerin, cansız görünen yeryüzündeki ve uzayda bulu­ nan objelerin ne ölçüde bir bilinç taşıdığdını bilememenin ca­ hilliği içindeyiz. Tüm evrenler ve objeler, temel olarak ruhsal ve maddesel diyeceğimz elektronlardan oluşuyor. Bunu ruh­ sal varlığımızdan alın, madde atomuna, gezegene, güneşle­ re, kozmik enerjilere kadar götürün böyledir. Aklımızın ala­ mayacağı gelişmişlikte (şuursal alan, bilgi ve titreşem anlaşıl­ malıdır) maddesel objeden bahsedilirse ne derdiniz? Redde­ debilir misiniz, yok olmaz diyebilir misiniz? Güneşi ve gezegenleri, bizleri yönetip, yönlendiren bü­ yük, çok üstün görev ve şuuruyla hareket eden varlıklar oldu­ ğumuzu görmemiz gerekir. Nasıl ki sizin ruhunuz, sizin bede­ ininzi koruyup, yaşatıp, yönetiyorsa tüm yıldızlar (güneşler) ve küreler için de durum böyledir. Siz bu duruma enkarne ol­ duysanız. Maddeyiyönetecekkadargelişmişbüyükruhlarda küreleri yöneterek (bir çeşit enkarnasyondur bu da) bir görev ve deneyim yapmaktadırlar. Bu liyakat yaradanın yüksek mu­ radına yönelik bir amaç doğrultusunda kendilerine verilmiştir. aslında bizim alemimiz içinde tüm sistemlerde durum aynıdır, görevin amacı tektir. Bu amaç sistemimizin ve içinde bulun­ duğmuz organizasyonun topyekun evrimidir. Görev tüm var­ lıklar için budur. Tek fark bunun bilincinde olup olmamaktır. 301 Bu husus çeşitli kademelrdedir ve bizim insanlık kademesini aşıp insan üstü -galaktik varlıklar olmamızı da sağlayacak­ tır.Evrimimiz tüm mekanizmanın da evrimi olmaktadır. Ot için de, böcek için de, kuş için de, Mars ve Güneş için de böyle­ dir. Burada insan varlığı kendisinden alt boyutlu diğer canlı­ ların evrimini sağlar. Onlar ise bu evrimden farkında olma­ dan,
Astroloji
HAKiKAT BOYUTUNDAN BURÇLAR (TANRISAL TESiR KUŞAKLAR!)
Bu kitabımızda çizilmek istenilen insan ve yaşamına ait varoluş şemasında bir ayağı insan varlığı diğer ayağı da burçlar ve Güneş Sistemi Gezegenleri (Ay'ı da katarak) oluş­ turmaktadır. Şemayı bir üçgen olarak tamamlarsak 3. ayağı ise bu iki ayağın (faktörün) bileşkesi olarak kader-gelecek oluşumu tamamlar. Bizim boyutumuzdan varoluş bu esasa oturtulmuştur. (Çok yüksek boyutlu ruhsal-Tanrısal organi­ zasyonları bilebilmek ve anlayabilmek olasılığı insanlıımız için söz konusu değildir.) Evet değerli okurlar, biraz önce insanlık realitesinde burç­ ların esas fonksiyonunu ve varlığındaki (bedenli yaşamında) yerini kısaca gözden geçirdik. Şimdi insan realitesinden biraz yükselelim, hakikat-verite boyutuna doğru çıkalım isterseniz. Neden derseniz, bu hem bizim konuyla ilgili ufkumuzu açacak hem de insanı ve varoluşu daha iyi anlatmakta yardımcı ola­ caktır. Gerçi daha önceki giriş-çıkışlarımızda gezegen ve burçların tanrısal fonksiyonlarından, görevlerinden biraz söz 295 etmiştik. Şimdi biraz daha açalım. Ancak bunu çok sınırlı ya­ pabiliyoruz zaten. Çünkü yatay ve dikey sonsuz ve çok farklı kaynaklardan gelen tesirler vardır alemimizde. Biz. bunların hemen hemen hiçbirini bilmiyoruz desek yeridir. Belki biraz ol­ sun astroloji sayesinde bazılarının farkındayız, ki bu kad<. le karşımıza çok engin bir ilim olarak koymaktadır astrolojiyi. Bildiğimiz üzere, Zodyak Burçlar Kuşağındaki 12 yıldız kümesidir her bir burç. Her bir burç kümesi çok farklı bir tesir kuşağıdır. Bu tesir kuşaklarına "tanrısal" - "müteal" - "aşkın" •••• ..""* _. _ · ·� Güneş Sistemi tesir kuşakları denilebilir. Böyle oluşu, bu tesir bölgelerinin Yaradan'ın aşkın - tanrısal bilgisinin, tanrısal fiile dönüşerek tüm var oluşu (maddesel ve ruhsal varlıkların yaratılması) başlattığı anda oluşturmuş
Astroloji
‘’ALIN YAZISI’’
“Alın yazısı’’ndan murad, beynin kozmik kalemle-kozmik ışınlarla programlanmasıdır! Esasen kişinin yüzde 90’lara varan bir biçimde, tüm özelliklerini dahi okuyabilmek ehli için mümkündür. Bunun için gökgünlüğü denen “Ephemeris” adlı bir kitap ile “Daltons table house” adlı ikinci bir kitaba ihtiyaç vardır. Birinci kitapta, sizin doğduğunuz günde güneş sistemindeki tüm planetlerin, hangi burçların kaç derecesinde olduğu bilgisayarlarca hesaplanarak yazılmıştır. İkinci kitapta ise hangi burçların doğduğunuz saatte kaçar derecelik açılarla beyninizi etkilediği hesaplanır. İşte çıkan netice, sizin “alın yazınız”dır! ALIN YAZIMIZ NASIL YAZILIYOR? İnsanlığın oluş düzeni ve sistemi Astroloji ilminde mevcuttur. Eskilerin "BURÇ" kelimesiyle adlandırdığı takımyıldızlar yaklaşık 500-600 milyon ile milyarı geçen sayılarda biraraya gelmiş güneş benzeri yıldızlardan oluşmuştur. Ve bunlar, evrene, kendi yapılarına uygun bir biçimde çeşitli kozmik ışınlar yayarlar. Bunların yaydıkları ışınlar ise Güneş çevresinde dönmekte olan dünyayı ve üzerindekileri, tüm sistemle birlikte sürekli bombardıman altında tutarlar. Güneş sistemindeki Plüton, Neptün, Uranüs, Satürn, Jüpiter, Mars, Dünya, Venüs, Merkür isimli planetler sürekli olarak Burçlardan gelen tesirleri alırlar ve bir tür yansıtıcı görevi görerek insan beyinlerini daimî olarak etki altında tutarlar. Beynin bu ışınsal etkilerle belli açılımları kazanması 3 ana devrede mütalâa edilebilir; A-Sperm - yumurta bileşiminin 120. günü. B-Yedinci - dokuzuncu ay süreci. C-Doğum anı. Beyin, yapısı ve terkibi itibariyle zerrelerden oluşmuştur. Yâni, hücrelerden hücrelerin özüne inersek moleküllerden, atomlardan... Buna işaret bâbında da "zerre" tâbiri kullanılıyor, “en küçük nesne“ mânâsına... “düşülebilen en küçük nesne“mânâsına... Her
Astroloji