Göçmüş ruhun daha yüksek bir değer ve güç durumuna yükseltilmiş biri olarak tasavvuru, göçmüş kişinin Kahraman olarak adlandırılması durumunda, daha net ve daha bilinçli bir ifade alır.
İnsanlık ve İlahiyat arasındaki sınırda duran bu ara varlıklar bölgesi, Kah ramanlar dünyası, Yunan inançlarının bu döneminde de kesinlikle ortadan kaybolmadı. Görünür yaşamdan ayrılmış bazı özel ruhları daha yüksek bir ru hani duruma yükseltilmiş olarak düşünülebilecek tasavvur şekli hala güçlü ve hatta doğurgan kalmıştı.
Asıl ve doğru anlamda Kahraman adı hiçbir zaman bağımsız ve kendine yeten bir ruhu belirtmedi. Arkhegetes, önder ya da yaratıcı, onun gerçek ve ayırt edici unvanıdır. Kahraman, kaynağını ondan alan bir dizi ölümlü insanın baş langıcında durur ve o onların önderi ve "atasıdır." Gerçek Kahramanlar, ger çek veya hayali olsunlar, bir ailenin veya bir klanın atalarıdır; bir kentin, boyun ya da tüm halkın üyeleri, Kahramanlarda, sadece varsayılmış bile olsalar, adını taşımak istedikleri kendi topluluklarının Arkhegetes'lerine tapınır. Ölümlerin den sonra Kahramanların yaşamına girdiğine inanılan ölüler daima güçlü, öne çıkmış, diğerlerinden daha seçkin insanlardır. Daha sonraki zamanlarda bile, Kahramanlığa yeni yükseltilmişler, artık kökenlerini onlardan alan bir soyun önderleri olmasalar da, onlara tapınan insanlardan yüksek erdem ve mükem mellikleriyle ayırt edilmiş olarak kabul edilirler. Ölümden sonra Kahraman olmak, yaşamları boyunca bile diğer insanlar gibi olmayan birkaç büyük ve nadir kişiliğe tanınan bir ayrıcalıktı.
Bu eski ve seçkin Kahramanlar sürüsü, ikinci ve gerçek ölümleri olacak olan unutkanlığın kaderine maruz kalmadı. Yunanlar arasında ölmez anavatan ve anakent aşkı, bir zamanlar onların topraklarını koruyan ve savunan geçmişin nurlu yiğitlerine