Yavuz Tellioğlu

Yılanın Zehriyle Dönüşüm
“Bir yılan tarafından sokuldum. Acı, zehir gibi bedenime yayıldı. Kaçmak istedim, ama kaçtıkça daha çok yandı. Sonra anladım: Zehir beni öldürmeye değil, beni dönüştürmeye gelmişti. Bilinçdışımın karanlığında gizlenen gölgem, eski kabuğunu bırakmamı istedi. Yılanın sokması bir lanet değil, yeniden doğuşun işaretiydi. Şimdi zehri içimde taşıyorum, ama artık onun mahkûmu değilim. Onu panzehire dönüştürdüm. Her damlası bana güç, her acısı bana bilgelik oldu. Yılanın diliyle şunu duydum: ‘Ölmeden önce öl. Kabuğunu bırak, özünü bul. Kendi zehrini şifaya çevir.’ Ve ben artık biliyorum: Her yarada bir anahtar saklıdır, her sokulmada bir uyanış başlar.”
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kant’ta Tanrı inancı,
Kant’ta Tanrı inancı, dogmatik teoloji ile ateizm arasında bir yerde durur; metafiziği sınırlayıp, ahlakı Tanrı’nın varlığı için temel dayanak yapar. 1. Saf Aklın Sınırları ve Tanrı "Saf Aklın Eleştirisi"nde Kant, teorik (salt) aklın Tanrı’nın varlığını kanıtlayamayacağını söyler. Ontolojik, kozmolojik, teleolojik kanıtların hepsini eleştirir: Ontolojik kanıt (Tanrı kavramından varlığı çıkarma) → Mantıksal bir geçiş hatası. Kozmolojik kanıt (ilk neden) → Sonuçta yine ontolojik kanıta geri dönüyor. Teleolojik kanıt (düzen ve amaçlılık) → Güçlü ama yalnızca “bir düzenleyici akıl” olasılığını gösterir, mutlak Tanrı’yı değil. Yani Kant’a göre, salt akıl Tanrı’yı ispatlayamaz; Tanrı metafizik olarak bilinemez (numen alanı). 2. Pratik Aklın Zorunluluğu "Pratik Aklın Eleştirisi"nde mesele değişir: Ahlak yasası (ödev bilinci) içinde insan, “en yüksek iyi”nin (erdem + mutluluk) mümkün olması için Tanrı’ya ihtiyaç duyar. Çünkü adaletli bir evren ancak ahlaki düzenin garantörü olan bir Tanrı ile mümkün olur. Bu yüzden Kant, Tanrı’yı “pratik aklın postülası” olarak savunur: Özgürlük Ruhun ölümsüzlüğü Tanrı — Bu üçü ahlaki yaşamın anlamlı olabilmesi için varsayılması gereken şeylerdir. 3. Kant’ın Tanrı Anlayışının Özellikleri Ahlaki Tanrı: Duygusal ya da antropomorfik değil, ahlak yasasının garantörü. Bilinemeyen Tanrı: Metafizik olarak varlığı ispatlanamaz, ama ahlaken varsayılmak zorundadır. Aydınlanma perspektifi: Kant, dogmatik teolojiyi reddeder, ama inancı ahlakla temellendirir. Özet cümle: Kant’a göre Tanrı, teorik akılla bilinemez ama ahlaki yaşamın anlamı ve adaletin tamamlanması için zorunlu bir inançtır.
Felsefe
Vedalar (Upanişadlar)
Her şeyi yaratmak suretiyle, her şeyin içine girdi. her şeyin içine girmek suretiyle biçimli olan da oldu, biçimsiz olan da; tanımlanabilen de oldu, tanımlanamayan da; dayanağı olan da oldu, dayanağı olmayan da; kaba olan da oldu ince olan da. o, var olan her şeye dönüştü: işte bu yüzden bilge kişiler ona ‘gerçek olan’ der. Vedalar (Upanişadlar)
Alıntı

Yavuz Tellioğlu

, bir kitap okudu
10/10
·215 syf.·
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Heinrich Zimmer
10/10 · 1 okunma
Yoga ve Budizm
Kral toprağın eşi olarak kabul edilir, onun bedeni, yani toprak kendisinindir. Toprak gelirinin altıda birinin yanı sıra önemli altın ve değerli taş yataklarından elde edilen maden gelirinin tamamını alır. Devlet işletmeleri, kraliyet mülkleri ve ormanları, yoğun bir vergi ve gümrük vergisi ağı, yüksek para cezaları vemal varlıklarına el koyma ile bir gelir kaynağı olarak ceza adaleti - tüm bunlar kraliyet devlet aygıtına güç pompalar, mahkeme, devlet memurları ve ordunun yanı sıra gayri resmi ajanlar, casuslar ve organlardan oluşan bir orduyu korur. Çünkü bu aygıtın atmosferi hem içeride hem de dışarıda güvensizliktir. Bir devlet doktrini, kralın organları için kırk zenginleşme biçimi tanımlar. “Suda yüzen balıkların sudan ne zaman içtiğini kim bilebilir?” - “Bir kuşun havada izlediği yolu fark etmek, kişinin kendi memurlarının gizli hilelerini fark etmesinden daha kolaydır.” Aygıta ait olmak bir fırsattır, kişi iktidarın bir yararlanıcısıdır, despotizmin sömürü sürecinde öznenin bir parçasıdır. Fırsat, tehlikeye karşılık gelir: Entrikalarla çevrili, iftiraya uğrayacağından emin, muhbirlerle kuşatılmış, kayırılanı taşıyan lütuf bir anda geri alınabilir ve üst düzeydekilerin kapris ve korkularının göl- gesinde kalabilir. Kendinizi vazgeçilmez kılmak, kalıcı olmanın sırlarından biri olmaya devam ediyor. Bunu yapmak için “biri hariç her şeyi yapmalısınız”, aksi takdirde gereksiz hale gelir ve batarsınız - bir zamanlar Aslanın kendisini inindeki bir fareden korumak için köyden getirdiği kedi gibi. Her uyuduğunda, bir fare deliğinden çıkıp yelesini kemiriyor ve onu yakalamaya çalıştığında kaçıyordu. Ancak avının artıklarıyla beslenmesine izin verilen erkek kedi uykusunu korudu. Ta ki bir gün çok verimli olduğu için neredeyse göz önünden düşene kadar. Fareyi yakalamıştı.
Sayfa 42·Kitabı okudu
1000Kitap