Duygusal bir dönemime mi denk geldi, ağlayasım mı varmış bilmiyorum(:)) fakat beni çokça ve sıkça duygulandırdı, gözlerim doldu okurken. Aslında kitabın öyle aşırı dramatik bir biçimi yok, aksine oldukça pozitif bir bakış açısıyla yazılmış. Sade bir dile, basit betimlemelere sahip, kolaylıkla okunabilen bir kitap üstelik. Fakat, daha yüzeysel bir seviyede olsa da bazı güzel yerlere temas ediyor. Ölüm, yaşam, evlilik, değerler, toplumsal çöküşe karşı bireysel gelişim sorumluluğumuz gibi pek çok konu ele alınmış.
Duygular ve ilişkiler de güzel işlenmiş. Pek de insan sevmem ama, tüm geçmişimi karşıma oturtup, her birinden yaptığım her bir hata için bağışlama talep edesim, hepsine 'seni affediyorum' diyesim geldi zaman zaman. 'Hayat kısa, kuşlar uçuyor' ve insan ölüyor. Belki de tam şu an, çok değer verdiğimiz ve bir sebepten görüşmediğimiz birisinin yeryüzündeki son beş dakikasının ilk saniyesi. Belki de tam şu an bunu okurken senin veya yazarken benim...:) Kimin kum saati ne zaman başlıyor, bilemiyoruz. Ama hep hatırlamamız gereken bir şey var ki, içerisinde çok ama çok az kum var. Bu sebeple birisine onu sevdiğimizi, onu bağışladığımızı, ondan içtenlikle özür diliyor oluşumuzu, onu özlediğimizi söylemek için hiçbir zaman çok erken değildir, aksine sıkça çok geç kalındığı görülür. O zaman hadi! 5 dakikan var! Kime ne söylemek istiyor da kendini uzun süredir tutuyorsan, ara onu. Söylemen gereken her şeyi söyle. Kum saatin başladı, 04:59 :) Öyle bir durumun yoksa çok şanslısın, o zaman kafan rahat, için huzurlu, aç bi
Konu keşke sadece polis görevlendirmesi olsaydı. Temele asıl soruna inmek gerek.
Psikologlar görevlendirilmeli. Psikolojik nedenler araştırılmalı.
Daha uzun bir yorum yapılabilirdi ama kısa anlaşılır olsun istedim.