1949 yılında Arthur Alberts New York'un yonkers kentindeki evinden yola çıkıp Batı Afrika 'nın Altın kıyısı ve timbuktu arasındaki köylere ziyaret eder beraberinde cipi ve müzik tutkusuna bağlı olarak da gücünü cipten alan bir ses kayıt cihazı... Batı dünyasının kulaklarını açmak niyetiyle kaydettiği müzik, Afrika' dan o güne kadar çıkmış en önemli müziklerin bir bölümünü oluşturuyordu. Ancak kayıt cihazını kullanırken, toplumsal nitelikli bazı sıkıntılar da yaşadı. Batı Afrikalı yerlilerden biri cihazdan kendi sesinin çıktığını duyunca Alberts 'ı "dilini çalmakla" suçladı. Alberts, bulduğu bir aynayla adamı dilinin yerinde durduğuna ikna ederek, dayak yemekten kıl payı kurtulabildi.
Ailenin, yaşlılığın, yalnızlığın, aşkın, mutsuzluğun hatta Tanrının da olmadığı insanların Laboratuvarlarda üretildiği, gruplara göre şartlandırdığı bir dünya nasıl olur?
"Herşeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur", der yazar
Brezilyadaki en zengin kişilerden olan Thane Chiquinho Scarpa, milyon dolar değerindeki Bentley marka arabasını, öldükten sonra da kullanabilmek için toprağa gömeceğini duyurarak büyük tepki topladı. Bir anda medya odağı oldu ve pek çok olumsuz eleştriler aldı. Bu kadar değerli bir arabayı ziyan etmek yerine birilerine bağışlayabilirdi. Gerçeklerden ne kadar uzaktı.
Chiquinho yine de seremoniyi başlattı. Fakat beklenmedik bir şey yapacaktı. Aracı çukura indirmeden hemen önce durdurdu ve Arabayı gömmeyeceğini ve neden böyle bir işe giriştiğini açıkladı. Organ bağışına dair bilinçlendirme yapmak istiyordu.
"İnsanlar beni çok değerli bir şeyi ziyan etmekle suçluyordu. Fakat hala insanların çoğu benim arabamdan çok daha değerli şeyleri toprağa gömüyorlar. Kalplerini, akciğerlerini, karaciğerlerini, gözlerini, böbreklerini. O kadar çok insan bu organların bağışlanmasını bekliyor ki. Fakat siz sağlıklı organlarınızı toprağa gömüyorsunuz.
Alıntı