YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Pascal bir yerlerde şöyle diyor: "Felsefi akıl, insanın evrimini incelerken, tüm insanlığa tek bir insan olarak bakmalıdır, bireylerden oluşan bir kitle olarak değil."
Gerçekten de biz, bugün yeryüzünde yaşayan her bir insan, yaşamın başlangıcından beri süregelen tarihi içimizde taşırız. Bu hikâye bizim dokularımızda ve kemiklerimizde, fonksiyonlarımızda ve organlarımızda, beyin hücrelerimizde ve ruhumuzda, atalardan kalan her tür fiziksel ve mental tepi ve dürtülerimizde yazılıdır. Siz ve ben, okurlarım, bir zamanlar balık gibiydik ve o büyük kara macerasına öncülük edip şimdi olduğumuz varlığa dönüşmek için denizden dışarı çıktık. Hâlâ denizin izlerini taşıyoruz, tıpkı sürüngen, sürüngen olmadan ve biz de biz olmadan evvel, sürüngenin öncesiyle bizim öncemizin aynı olduğu zamanlardan sürüngenlerin izlerini taşıdığımız gibi. Bir zamanlar havada uçuyor ve bir zamanlar ağaçlarda yaşayıp karanlıktan korkuyorduk. Dün- yadaki vaktimiz sona erene kadar bizi takip etmek üzere tohumlarımıza, size ve bana ve kazınmış olan izler, kalmaya devam eder.