Ah ah Gülseren Hocam, kaleminiz ne kadar güzel, derin…bunu sayesinde sanki hastanızın ben de oldum. Çok güzel bir kitap. Nalan için nasihatleriniz hiç unutma bana da güzel bir ders olmuşlar
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,1bin okunma
Kimberley Kimberley Freeman sen bunca zaman nerdeydin? Niye sadece şimdi tanıştık? Kalemin o kadar güzel ki. Sanki şimdi bir uçağa atlayıp hemen Kır çiçeği tepesine gidebilirdim. Beatti’nin hayat hikayesi beni derimden etkiledi. Kimberley 500 sayfa yazdaydı ben daha okurdum Beattie hakkında.
Bu hikayede çok farklı bir son olurdu…dedim kendi kendime son sayfayı çevirince.
Grace stenoyu bilseydi bu hikayede mutlu mu son olurdu? Bilemeyiz…
Kate Morton kalemine aşık oldum resmen. Hikaye o kadar güzel, detaylı, yazar resmen seni bu hikaye dahil ediyor.
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum
Küçük ya da büyük olsan, bu kitabı okumaya değer!
Yaşadığımız hayattaki zorlukları, problemleri, engelleri çekerken, asıl bizi çevreleyen mutluluğu görmeyi unutuyoruz. Çünkü mutluluk aslında çok basit bir şey değil mi? Sıcak bir evimiz, masadaki lezzetli yemekler, yanında olan sevdiğimiz insanlar, yaşadığımız her gün her şey birer bir mutluluktur…Ama nasıl olsa bazen onu görmeye unutuyoruz, kendimizi karanlık tarafa, kara düşüncelere kaptırıp mutsuz oluyoruz. Yoksa ne demiş yazar: “Mutlu olmak, insanın öğrenmesi gereken en büyük ve en zor derstir”. Hala o dersi öğrenmedik değil mi? Hayat boyunca asıl dersimiz budur - her şeye rağmen mutlu olmak.
Unutmayın: “…bitmek bilmeyen güçlüklere katlanıp bir çok acımasız hayal kırıklığına uğradıktan sonra nihayet aklımızla kalbimizin daima kolayca ulaşabileceği sade ve mükemmel zevkleri takdir ederek mutlu olmayı öğreneceğiz…”
Ve şunu eklemek isterim ki, kaç yaşında okursanız fark etmeksizin çocuk hikayeleri okumak çok önemli, bize hayal kurmaya ve mucizelere inanmaya hatırlatıyor.
Kitabı beğendim, kanımca bilim kurgu yanında kitabı felsefi olarak da nitelendirebiliriz. Çünkü konu aslında sadece bize bir zaman maceraya götürüp kalmıyor, hayatımız, insanlığımız, dünyamız ilgili derin düşüncelilere götürebilir. Ne kadar garip değil mi? Yaşadığımız dünya sürekli değişiyor, gelişiyor…bizim umduğumuz şey de zaten bu - geleceğimiz daha gelişmiş olacak, insanlar hayal edemeyeceğimiz şekilde yaşayacaklar…uçan arabalar, uzay yolculuklar vs. Peki ya tam tersi olursa, insanoğlu kendi icadından kendisini tükettirirse…basit, belki de aptal topluluğuna dönerse? Kitapta şu son cümleyi çok hoşuma gitti: “Aklı ve gücü kaybolsa bile insanın kalbinde minnettarlığın, sevecenliğin sonsuza kadar yaşadığını bana hatırlatmaları için.”