Bilimde, teknolojide ve
ekonominin her alanında geri kalmamızdır. Okumayan, yazmayan, düşünmeyen, araştırmayan, tecessüsü (merakı) olmayan, okuduğunu ve duyduğunu sorgulamayan, ahlâkî değerlerine sahip çıkamayan, doğruyu delikanlıca savunamayan, zalimin
karşısında boyun eğen, sevdiği insanın yalanını
doğru kabul edip papağan gibi ezberleyen, sevmediği insanın söylediğini, mutlak hakikat olsa bile
reddeden bir toplum güdülmeye teşnedir (hazırdır,
heveslidir). Nitekim güdülmektedir ve hiçbir sorununu sağlıklı bir biçimde çözememektedir. Böyle
bir toplum, ister eski yazıyı, ister yeni yazıyı, ister
Çin, ister Maçin yazısını kullansın ister saltanatla
ister cumhuriyetle ister demokrasiyle isterse şeriatla yönetilsin, durum çok da fazla değişmez. Etrafınızdaki ülkelere bakın ve değişmediğini görün.
“Acaba, böyle dipsiz kuyulara atılan, deli saçması
taşları çıkarmaya çalışmaktan bunaldığı ve usandığı için mi, koskoca Osmanlı Şeyhülislam’ı aşağıdaki beyti yazmak zorunda kalmıştır” diye sormaktan
kendimi alamıyorum:
Mescidde riyâ-pîşeler etsin ko riyâyı,
Meyhaneye gel kim ne riya var ne müraî.
(Şeyhülislam Yahya)