Yunus emre açar

Puan vermedi·166 syf.··
2020 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 16:16
Mahmut Makal’ın “Bizim Köy”ü, Türkiye’nin ayna tutmaktan çekindiği yüzünü yalın bir dille önümüze seren, kırsal hayatın tüm çığlığını, acısını ve sessiz isyanını gün gibi ortaya koyan bir başyapıttır. Bu eser, sadece 1950’lerin Anadolu’sunu değil, hâlâ içimizde bir yerlerde kanayan yaralarımızı, bitmeyen çıkmazlarımızı da hissettirir. O dönemin imkânsızlıkları, feodal düzenin pençesinde kıvranan köylüler, okul sıralarında yeşeren saf umutlar, aydınlanmaya aç gözlerle bakan çocuklar ve sıradan hayatların içinde kaybolup giden sesler… Tüm bunlar “Bizim Köy”de adeta bir koro oluşturur; hüzünlü, öfkeli, ama bir o kadar da direngen bir koro. 2024 yılında bu esere dönüp baktığımızda, Türkiye’nin büyük kentlerinde insanların ister istemez gözden kaçırdığı bir gerçeğin izlerini görüyoruz: Hâlâ kurtulamadığımız eğitimde fırsat eşitsizliği, hâlâ toprağa bağlı geçim savaşının çetinliği ve hâlâ kültürel kodlarımızın içinde beslediğimiz o kadim köy-kent gerilimi. Evet, yarım asırdan fazla bir süre geçti. Ülke değişti, büyüdü, sanayileşti, dijitalleşti. Ama “Bizim Köy”ün anlattığı ruh hâlâ capcanlı. Doğu ile Batı’nın, gelenek ile modernin, aydınlanma ile tutuculuğun arasındaki sarkaç hâlâ sallanmaya devam ediyor. Makal’ın anlatımında köylü insanımızın çektiği çilenin yanında, onların içindeki inatçı yaşam enerjisini, toprağa tutunma güdüsünü, kader diye kabullendiği koşullarını zorlama cesaretini görüyoruz. “Bizim Köy”ü bugün okurken aslında dönüp kendimize şu soruyu sormalıyız: Bunca gelişmeye rağmen, hâlâ neden eğitimde, sağlıkta, sosyal adalette tam anlamıyla eşitliği sağlayamadık? Hâlâ neden kırsal kesim insanının haykırışlarını, şehirlerimizin kargaşası içinde işitemiyoruz? Belki de “Bizim Köy” tam da bu nedenle hâlâ güncel: Çünkü geçmişteki o yokluklar, köy yaşamının o dar
Bizim KöyMahmut Makal · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20241,564 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·328 syf.··
2024 10. kitabı
·
510 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 20:05
Beynimiz, yaşadığımız gezegende keşfedegeldiğimiz en ileri teknoloji. Kafatasımızın içinde durmaksızın değişen, öğrenen, uyum sağlayan ve hayal kuran bir canlı devre. Peki bu devre nasıl çalışıyor? Nasıl kişiliğimizi, duygularımızı, anılarımızı ve hayallerimizi şekillendiriyor? Ve biz de onu nasıl şekillendirebiliriz? Bu soruların yanıtlarını arayan David Eagleman, nörobilimin en yeni bulgularını ve en ilginç vakalarını anlatarak bizi beynimizin içyüzüyle tanıştırıyor. Canlı Devre'de, Eagleman'ın akıcı ve sürükleyici diliyle öğreneceğiniz şeylerden bazıları şunlar: - Madde yoksunluğu ile kırık bir kalbin ortak yönü ne? - Anıların düşmanı neden zaman değil de başka anılar? - Kolsuz bir insan nasıl dünyanın en iyi okçusu olabiliyor? - Geceleri neden rüya görürüz ve bunun gezegenimizin dönüşüyle ne ilgisi var? - Kör bir insan diliyle görmeyi, sağır bir insan derisiyle işitmeyi nasıl öğrenebilir? Canlı Devre, beynimizin sadece bir organ değil, bir yaşam biçimi olduğunu gösteriyor. Beynimiz, tıpkı dünyamız gibi, değişken ve akışkan bir sistem. Ve biz de bu sistemin hem ürünü hem de üreticisiyiz. Ne kadar farkındayız bunun? Kitap okunmalı çünkü beynimiz hakkında çok şey öğretiyor. Beynimiz, hayatımızın merkezinde olan ama çoğu zaman farkında olmadığımız bir organ. Beynimiz sayesinde düşünüyoruz, hissediyoruz, hayal kuruyoruz ve yaratıcı oluyoruz. Beynimiz aynı zamanda sürekli değişiyor ve gelişiyor. Kitap bize beynimizin ne kadar esnek ve adapte olabilen bir organ olduğunu gösteriyor. Kitap ayrıca bize beynimizin potansiyelini keşfetmek için neler yapabileceğimizi de sorduruyor. Kitap bitene kadar merakı doruklarda tutmayı başarabilmiş. Beynimizin içyüzünü ilgi çekici ve eğlenceli bir şekilde ele almış. Kitapta ayrıca, beynimizin gelecekte nasıl daha da gelişebileceği
Bilim
Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzüDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 2021582 okunma
Dinle savaşan din ne demek?
Puan vermedi
Ali Şeriati Dine Karşı Din kitabında önemli dersler Ali Şeriati'nin "Dine Karşı Din" kitabı, modern toplumlarda dinin rolüne ve İslam'ın insanların hayatında oynayabileceği rolüne ilişkin düşünceleri içeren önemli bir eserdir. Kitapta, Şeriati İslam'ın klasik anlayışının yanı sıra, modern toplumlarda İslam'ın yeniden keşfedilmesi gerektiği konusunu ele almaktadır. İşte "Dine Karşı Din" kitabından çıkarılabilecek bazı önemli dersler: Din, insanların toplumsal hayatında önemli bir rol oynar. Şeriati'ye göre, İslam toplumunun yeniden inşası için gerekli olan bir sistemdir. Ancak, modern dünyada İslam'ın rolü yeniden tanımlanmalıdır. İslam'ın yeniden keşfedilmesi gerekmektedir. Şeriati, İslam'ın modern toplumların gereksinimlerine uygun hale getirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu, İslam'ın sadece dini bir inanç olmaktan çıkarak, toplumsal, siyasi ve ekonomik bir sistem haline getirilmesini gerektirir. İslam'da insanın özgürlüğü önemlidir. Şeriati, İslam'ın insanın özgürlüğünü korumayı ve onun kendini gerçekleştirmesine izin vermesi gerektiğini savunmaktadır. Bu, insanların İslam toplumunda kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine izin verecektir. İslam'da adalet önemlidir. Şeriati, İslam'ın adaleti sağlamak için bir araç olduğunu savunur. Bu, insanların haklarına saygı gösterilmesi ve onların eşit bir şekilde muamele görmeleri anlamına gelir. İslam'da bilgiye ve eğitime önem verilmelidir. Şeriati, İslam'ın bilgiye ve eğitime verdiği önemi vurgular. Bu, insanların kendilerini geliştirmeleri ve İslam toplumunun ilerlemesi için gereklidir. İslam'da birlik ve dayanışma önemlidir. Şeriati, İslam toplumunun birlik ve dayanışma içinde olması gerektiğine inanmaktadır. Bu, insanların birbirleriyle işbirliği yaparak toplumsal sorunları çözmelerine ve İslam toplumunun
1000k
Dine Karşı DinAli Şeriati · İşaret Yayınları · 19974,559 okunma
Atatürk’ün ölümüne dayanamayıp kalbine kurşun sıkan Salih Bozok
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2022 10:29
Atatürk’ün vefatı üzerine yaşamayı anlamsız bulup kalbine kurşun sıkarak intihara kalkışan Salih Bozok’u duymuş muydunuz daha önce? Gazi paşa’nın mahalleden arkadaşı, uzaktan akrabası, hayatının büyük bir kısmını yanında geçirmiş daimi destekçisi olur kendisi. Çoğu zaman yedikleri içtikleri ayrı gitmez. Bu yüzden anlattıkları bizim için çok önemli yer teşkil ediyor. Tarih kitaplarında bulunmayan daha özel konularla karşılıyor bizleri. Ülke meselelerinin konuşulduğu sofralarda yaşananlardan tutun, kurucu liderimizin mücadelesinin arka planına; İsmet İnönü, Enver Paşa gibi dava arkadaşlarıyla yaşadığı çatışmalara, birbirlerine sarf ettikleri sözlere, Latife Hanımla arasında geçen ilişkinin boyutuna, yazdığı mesajlara kadar birçok konuda aydınlatıyor. En önemlisi de cumhuriyeti kuran ruhun nelerle karşılaştığı, kimlerle ne şekilde mücadele ettiği, gerçekten dertlerinin ne olduğu, nasıl bir tabiatlarının bulunduğu hakkında ışık tutmasıydı. ++++++++++++++++++++++++++ 1910 senesinden başlayıp 1938 yılına kadar süren bir zaman aralığında gerçekleşen olayları görüyoruz. 8 gün boyunca Bingazi’ye yol kat eden, çölde çadır kurup fasulye ayıklayan bir Mustafa Kemal çıkıyor önümüze. Ordudaki gerilemeyi, savaşlarda yaşanan kayıpları dert etmiş; birlikleri nasıl güçlendireceğinin, birleştireceğinin peşine düşmüş. Ordu perişan hale getirilmiş. İçlerinde kendi menfaatini düşünen, siyaset cambazı bir grup hükümeti ele geçirmiş. Karşı çıkan, onlarla mücadele edenlere suikastler yapıyor. Sırf yaşadığı toprakların geleceğini düşündüğü, yanlışa yanlış dediği için kör kurşunla öldürülüyor. Cani, fesat zihniyetlilerin böyle bir kurtuluş, felaha erme gibi dertleri yok. Musta Kemal yolun başında bulunmasına, rütbesinin yüksek olup olmamasına bakmamış. Ayağını kaydırmak isteyerek kirli
1000k
Atatürk'ün Yaveri Salih Bozok AnlatıyorSalih Bozok · Alaca Yayınları · 2019191 okunma
Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2022 20:33
Geçmişimiz kapalı bir sandık; açılmayı, çözümlenmeyi bekliyor sessizce. Geçmiş diyoruz; fakat “geçmiş”, geçmişte kalmıyor. Ağacın köklerinin toprağa sımsıkı tutunması gibi; yaşadığımız acı anılar, duygusal ihtiyaçlarımızın sağlanmaması bedenlerimizin çeşitli yerlerine tutunuyor. Tahta kuruları ağacı nasıl içten fet ederek oyuyor, kurutuyorsa; içimizde yaşanan depremler, yangınlar da bizlere aynısını yapıyor. Anlam vermeye çalışıyorsun, zihnin bulanıyor yavaş yavaş, bir türlü çıkar yol bulamıyorsun. Kendine saldırmaya başlıyorsun; Ben neden böyleyim? Niçin diğer insanlardan farklı hissediyorum? Parçasını kaybetmiş puzzle gibiyim. Tamamlanmak istiyorum, lakin o eksiği bulamadığım için hep bir yanım boşta kalıyor. Mal mülk edinmede, statü sahibi olmada, sevgili edinmede arıyorum. Olmuyor, dolduramıyorum onu, sürekli sorunlar çıkıyor. Başımı alıp gitmek istiyorum. Kendimden bile uzaklara, taa ötelere kaçmak. Belki o zaman kurtulurum hapishanemden. Belki o zaman içtenlikle güler yüzüm. Böyle yaparak kurtuluşu yanlış yerde mi arıyorum yoksa? “Yaşadığın yeri cennet yapmazsan, kaçtığın her yer cehennemdir” demişti şair. Ama ben hep birilerinin yaralarını sarmaya çalışmıştım, uçurumdan düşme ihtimalini sezdiğimde ellerinden tutmuştum, bana nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın kimsenin kötülüğünü istememiştim. Fedakardım, elimden gelen her şeyi yapardım. Hayatımda olan kişiyi yargısız, infazsız dinlerdim. Dünyada yalnız olmadığını, anlaşıldığını, sevildiğini doyasıya hissettirirdim. Kaderin bizi denk getirdiklerini gerçekten düşünür, dert edinirdim. Bir insan, bir insanın içi kan ağlarken zaten nasıl boş verebilirdi? Kayıtsız kalan çoktu, ama ben onlardan olamazdım, yakıştıramazdım yüreği parçalanan kişiyi umursamamayı. Bütün bu iyi niyetlerime, güzel davranışlarıma rağmen neden
Psikoloji
Boşluk HissiJonice Webb · Sola Unitas Yayınları · 20214,001 okunma