Yunus emre açar

Orta Asya'da İslamiyet'in bünyesinde kalmaya devam eden şamanlık kurumu, Azerybaycan ve Anadolu'da ''kadın evliyalar'' şeklinde Orta Asya kadın şamanlarının geçişi tamamlamış zümresi olarak değerlendirilebilir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Orta Asya özellikle Özbek, Karakalpak, Kazak ve Kırgız kadın şamanlarının Hz. Fatma'yı kendilerine koruyucu seçmeleri, merasime başlamadan beslemele getirmeleri, evliyaların adları şaman ruhlarıyla birlikte zikretmeleri bu kurumun değişim yaşadığını kanıtlayacak verilerden çok azıdır. Kazak ve Kırgız bakşıları şamanlık inancının birtakım unsurlarını İslam dinin içine sokmakla adeta yeni bir süreç başlatmış gibidir.
Aşık Paşazade Tarihinde Bacıyan-ı Rum diye adlandırılan bu eski şamanlar bir zümreyi teşkil ederek Anadolu'da Kız Bacı, Ahi Ana, Sakari Hatun, Hacı Fatma gibi değişik tarikatlara mensup zaviye şeyhleri oldular. Bu kadın dervişlerin seleflerine Yeseviye tarikatında da rast geliriz.
Kadın şamanlık kurumu bugüne kadar çok yönlü dini- sosyal, tarihi- kültürel işlevleri ile çağa ayak uydurmaya çalışmış, kimi zamanlar Bacıyan-ı Rum, kimi zaman ziyarete dönüşen yatırlar ile, kimi zaman da büyücü, falcı kimlikleri ile karşımıza çıkmaktadır.
İslam Öncesi Altay Türkleri:
Biri hastalandığı zaman Sandep'e ya beyaz koyun ya da kara renkli keçi kurban eder. Şamanlar yaptıkları geleneksel kamlıkta onun için etin bir kısmını küçük parçalara ayırıp atarlar. Altaylı şamanlar, tanrılaştırdıkları kadın şaman Sandep için dua ederek ona taptıklarını dile getirir ve onun şerefine kurban sunanlara yardım etmesini dilerler.