Bu kitabı daha önce de okuldan istendiğinde okumuştum ve bu sefer de okuldan istendi ama unuttuğumu fark ettim ve bir daha okumaya karar verdim. Bu kitabı çok da sevdiğimi söyleyemeyeceğim çünkü ben hayatın kötü veya dramatik yanlarını anlatan kitapları olumaktan çok hoşlanmıyorum. Bu durumlarla her gün yeterince gerek haberlerde gerek sosyal medyada karşılaşıyoruz ve ben daha çok kendimi bulabildiğim veya sadece eğlenebildiğim kitapları okumayı tercih ediyorum.
Zaten çoğunuz biliyorsunuzdur ama bu kitaptan konuşma sınavı olacağım için hazırlık olması açısından da biraz kitabın konusundan bahsedeyim:
Kitabın yazarı olan Christy Brown burada kendini, çocukluğundan yetişkinliğine kadar yaşamını anlatmış. Christy beyin felcine sahip olarak doğan bir bireydir. Kendi başına oturamaz, yürüyemez, yemek yiyemez ve hatta ellerini kullanamaz. Ancak bir gün yerde bulduğu sarı bir tebeşirle yere "A" harfini yazmayı başarır hem de sol ayağıyla! Bu durum ona ve tüm ailesine bir umut olmuştur. Bundan sonra en yakını, annesi ona tek tek tüm harfleri ve onları yazmayı öğretir. Ona kitaplar okur ve elinden geldiğince her konuda ona destek olur. Bir Noel'de kardeşinin hediyesi sulu boya setini görmesiyle hayatına yeni bir uğraş girer. Bundan sonra sadece yazmakla değil, çizerek de kendini anlatmaya başlar. Artık tüm gün resim çiziyordur. Hayatı bu şekilde devam eden Christy bir süre sonra artık kendi engelinin de farkına oldukça varır ve içine kapanır. Hayatın artık onun için bir anlamı kalmamıştır. O da diğerleri gibi yürümek, arkadaş edinmek, kızlarla konuşmak istiyordur. Tam da bu sırada başka bir ülkeye kendisi gibi hastalarla bir geziye gider. Burada dualar eder, ve Tanrı'dan yardım ister. Hayata inancı artmıştır ve onun için hayat daha yaşanılabilir bir hale gelmiştir. Büyüleyici