Pia Mater Açıkçası çok büyük bir beklentim yoktu. Ne de olsa bir beyin cerrahının yazdığı bir roman diye düşündüm. Yazarın diğer kitaplarını beğenerek okumuştum ama. Belki de o yüzden kitabı almıştım. Ama kitap içinde zaman zaman acemilikler olsa da bence okunmaya değer. İçinde bol bol frontal korteks, limbik sistem, amigdala, nöron, hipotalamus vesaire beynin bölümlerinin geçtiği bir beyin romanı aslında. Beynimizin nasıl çalıştığını çok güzel anlatmış yazar.
Bu arada vücudumuzun çalışma sistemi konusunda da zaman zaman bilimsel çalışmalar kahramanların arasındaki tartışmalarda veriliyor. Beyin ve nörolojik süreçler konusunda faydalı bilgiler içeren romanın olay kurgusu da enteresan. Olayların nereye doğru gittiğini pek öngöremiyorsunuz. En azından ben öngöremedim. Keyifle okunacak bir kitap.
Bilinmeyen Aranırken
ben sadece seni sevmeyi çok iyi bildim
uykumu sallandırırken darağacında ve
başrolde bir tüfenk
sekerek bir yenilgiden diğerine zafer zannedilen
üstelik uzaklarda yaşlanırken
Benim en güzel mesleğimdir seni sevmek.
Balkonda
Kendiliğinden sönmüş bir sigaranın yanında buldular beni
Senin hatrına uçarken kuşlar
Hem üşenmiş hem vakti geçmiş göç mevsiminin
Dudaklarından aşağı süzülüyordu yâr üstüne yâr sevmek
Alnında vedaya hazırlanmış bir perde
Seni huzuru arayan yağmalanmış bir hayatı ararken sevdim
Öptüğü her şeye az önce kırılmış bir çocuk gibi
Eşyasız bir odada çıkan o ses gibi
Çekingen ve cesur
Budanmış ama gümrah
Kimsenin adımlarına sığmazken yetişmeye çalışmak
Kilim yıkayarak şenlenen bir ırmak gibi sevdim
Senin saçlarını fotoğraflarda ellerimle taradım
Kursağımda benimle kendim arasında geçen bir mesele kaldı
Avluda baş gardiyanın gölgesi
Bir evimiz vardı ama gidecek hiçbir yerimiz yoktu
Bir de
Bazen insanı sadece anlayan o yağmur