Vedalar zordur. Sevdiğinizi bir "hoşça kal" ile göndermek istemezsiniz. Az bekletir, elinden tutar, gözlerinin içine bakarsınız."Uzaklara gönderiyorum, benim gidemediğim yerlerde sen olacaksın. Yüreğim ve dualarım da seninle."... daha nice güzel sözlerle yolcu edersiniz. Böyle yaparak hüzün değil, sevinç götürmesini istemektesinizdir. Hatta arkasında biraz yürür, gözden kayboluncaya kadar bakarsınız.
Vedalar çok acı gelse de bazen gitmek gereklidir. Götürmek ve ulaştırmak için güzellikleri. Giden için de zordur, çünkü yüreği hep geride kalmıştır. Belki de cesareti de azdır. Gönderenden aldığı kadar coşkuyu, ayakları götürebilecektir kendisini. O yüzden coşku hep var olmalıdır, en derin hislerinde.
Uzaklara gönderirken, en güzel kelimelerle veda ederken, "elveda" da demeli, "Allah'a emanet ol" da... Hatta helallik de istemeli en güzel yerinden. Görüşemeyecek olmanın hüznünü, olması gerektiği gibi hissedilmeli. Veda edenin, dönene kadar coşkusunu yaşaması için kalbinde aynlıyor olmanın hüznünü değil, gönderiliyor olmanın sevgisini hissetmeli.
Entellektüel çalışma için önemli olan, yalniz düzen değil aynı zamanda sürekliliktir. Deha, sadece uzun bir sağırdır deniyor. Tüm büyük işler, devamlı sabır gösterilerek başarılmıştır.
Fikirler tek başına bir güç oluşturmaz.
Bilincin içinde sadece onlar bulunsaydı, o zaman bir güç ortaya çıkarabilirlerdi ama duygusal durumlarla sürekli çatışma içinde olduklarından, onlara karşı koyma gücünü de yine onlardan tedarik etmek zorundalar.