Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
469 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Fikriye- Latife- Atatürk...
Avrupa'da bir verem kliniğine tedavi olması amacıyla gönderdiği Fikriye, Mustafa Kemal'in Lâtife ile evlendiğini duyar duymaz İstanbul'a dönmüştü. 6 Mart 1923'te hâlâ Itilaf güçlerinin işgali altında bulunan İstanbul'daki Ankara Hükümetinin temsilcisi Adnan (Adıvar), genç kadının Ankara'ya gelmesinde bir sakınca olup olmadığını Gazi'ye sordu. Mustafa Kemal aynı gün öfkeli bir telgrafla yanıtladı. Fikriye kendisinden izin almadan dönmüştü; gereksinimlerini karşılaması için ona yeterince para vermişti; İstanbul'da kalmalı ve bu davranışının nedenini açıklamalıydı. Durumu daha da sağlama almak için, İzmit Valisine, Fikriyė Ankara'ya trenle gelmeye kalkıştığı takdirde onu durdurmasını bildirdi. :( Bundan sonraki on dört ay boyunca Fikriye, İstanbul ve Gelibolu'da yaşadı. Mustafa Kemal'e ve hatta İsmet Paşa'ya bile Çankaya'ya ulaşımasına izin verilmesi için defalarca mektup yazdı. Nihayet, 1924 Mayısının sonunda fark edilmeden İstanbul'u terk ederek Ankara'ya doğru yola çıktı. 1 Haziran 1924'te açıklanan resmî öyküye göre, bir gün önce Ankara Garına ulaşan Fikriye, Mustafa Kemal'in Selanik'ten yakın arkadaşı ve uzak akrabası (dolayısıyla kendisinin de uzak akrabası) olan Yarbay Fuat'ı (Bulca) ziyarete geldiğini söylemişti. Ama Fuat'ın evine gitmek yerine bindiği arabayı Çankaya'ya çevirtmiş, eve varınca Cumhurbaşkanı ve karısıyla görüşmek için ısrar etmişti. Bunun olanaksız olduğu kendisine bildirilince arabaya tekrar binmişti. Geri dönerken çantasından çıkardığı tabancayla kendisini vurmuştu. Mustafa Kemal genç kadını kurtarmak için kendi özel doktoru Refik'i (Saydam) gönderdi. Ankara Hastanesi'ndeki cerraha Fikriye'yi kimsenin ziyaret etmemesi tembih edilmiş ve ilk tedavisi başarılı olursa gerekirse tedaviye İsviçre'de devam edileceği bildirilmişti.
Sayfa 474 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
... ** İstanbul'da yayınlanan muhalif gazeteler, hükümeti destekleyenlerin arasında fesat ve rüşvetin yayıldığını söylüyor ve bunun suçunu Halk Fırkası'nın baskıcı yönetimine atıyordu. Rüşvet iddiaları ülkeyi terk eden Hıristiyanların mallarının kapışılmasını ve buradan giden zengin Rum ve Ermenilerin hükümete yakın kişiler aracılığıyla kendi mallarına sahip çıkma çabalarını kapsamaktaydı. ...
Sayfa 473 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Hilafetin kaldırılmasını izleyen birkaç hafta boyunca Mustafa Kemal, ortalıkta pek görünmedi. Eski düzenin yıkılması ülkeyi şaşkınlığa uğratmıştı ama açıktan açığa başkaldıranların sayısı çok azdı. Akdeniz kıyısındaki küçük Silifke kasabasında bir isyan yaşandı, Bursa'da ufak tefek olaylar çıktı; halkı dinsiz hükümete karşı kışkırtmak isteyen yöredeki bir hoca idama mahkum edildi.
Sayfa 473 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Halifelik kaldırılacak- Basının desteği...
Mustafa Kemal dikkatini İstanbul'daki muhalif basına çevirdi. İstiklal Mahkemesinin Başkanı İhsan (Eryavuz), İstanbul gazetelerinin başyazarlarının onu İzmir'de ziyaret etmelerini sağladı. Mustafa Kemal'in 1927'deki konuşmasında hiç anmadığı bu ziyaret, basında bir ateşkese yol açacaktı. Mustafa Kemal gazetecileri nezaketle karşıladı ve iki gün boyu onlarla görüştü. 5 Şubatta son kez bir araya geldiklerinde Mustafa Kemal, basının cumhuriyetin çevresine çelikten bir kale örmesini istedi. Cumhuriyetin bunu gazetecilerden istemeye hakkı vardı. Mücadele henüz sona ermemişti; basının görevi bu gerçeği halka anlatmak ve ulusun birliğini güvence altına almaktı. Meslektaşları adına konuşan Hüseyin Cahit diplomatik bir yanıt verdi, "Özgürlük; zor ve şiddetle kurulur fakat korunması ancak karşılıklı ve geniş hoşgörürlükle ve darılmamakla mümkün olur. Bunu Gazi Paşa'da görmekle mutluyum." __Hüseyin Cahit, anılarında Gazi'nin yanından mutlu ve inanmış bir destekleyici olarak ayrıldığını ama Mustafa Kemal'in hâlâ sırtından vurulmaktan çekindiği hissine kapıldığını söyleyecekti. *** Hüseyin Cahit, haşin gazetecilik üslubu ile ün kazanmıştı; iltimaslar karşısında yoldan çıkabilirdi ya da bazen korkutulabilirdi ama denetlenemezdi. Çağdaşlık yanlısıydı ve hatta Türkiye'nin Arap alfabesinden Latin harflerine geçmesini bile önermişti.
Sayfa 467 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal hastalandı. 11 Kasımda dostları Salih (Bozok), Recep Zühtü ve Kılıç Ali ile yediği öğle yemeğinden sonra kendini rahatsız hissetti. Özel doktoru Refik (Saydam) çağırıldı ve kalp spazmı tanısı koyunca, İstanbul'dan aceleyle getirtilen kıdemli askeri doktor Neşet Ömer (İrdelp) Paşa da aynı tanıyı onayladı. Altı gün süren resmî sessizlikten sonra Neşet Ömer gazetecilere Mustafa Kemal'in rahatsızlığının kalp krizi olmayıp yorgunluktan kaynaklandığını ve Cumhurbaşkanının altı günlük bir istirahattan sonra tümüyle iyileştiğini açıkladı. Doktorlar dinlenmesini ve 'hafif bir perhiz' uygulamasını önermişlerdi; bunun anlamı, en azından içkiyi azaltmak demekti. Lâtife, söylenenleri uygulamaya çalışıp ziyaretçilerin gelişini yasakladı. Mustafa Kemal öfkelendi. Zaten karısının ev yaşamını düzene sokmaya ve Çankaya'da resmî bir protokol yerleştirmeye çabalamasından sıkılmıştı. Lâtife'nin uygulamalarını reddetti ve görmek istediği ziyaretçileri kabul edeceğini bildirdi. ...
Sayfa 462 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih