İlkbaharda Seyhan Irmağı taşar ve okulu sel basardı. Tedbir olarak okulun bahçesinde iki kayık dururdu; ulaşım bunlarla sağlanırdı. Okul binası o zamanların en güzel yapılarından biriydi. Öğretmenleri de profesör çapındaydı. Bu liseden
mezun olmak çok zordu. Mezunları istedikleri yere girerlerdi.
Mustafa İnan, çamurlu yollardan geçerek Seyhan ırmağı kıyısındaki okuluna gidiyordu. Bileklerine kadar çamura batarak geçtiği sokaklarda 'Adliye Sarayı'ndan başka doğru dürüst bir bina yoktu. Adana o zamanlar elektriksiz, yolu bozuk bir şehirdi.
İki tekerlekli camız yani manda arabalarına rastlanırdı şehrin dar sokaklarında. Tahıl taşıyan bu arabalardan başka bir de faytonlar vardı ama fiyatları on ile yirmi beş kuruş arasında değiştiği icin bunlar pahalı taşıtlardı; öyle herkes faytona binemezdi.Şehrin en lüks binek aracı da Kız Öğretmen Okulunun katırla çekilen yaylı arabasıydı.
Adana'nın tek sineması olan Türk Ocağı Sinema'sında sessiz filmler oynatılırdı. Salonda bir de piyano vardı. Sinemada kız öğrencileri ve kadınları görmek mümkün degildi.