Yaşamımız olan o çaresiz kökten yalnızlığın dibinden hep bir o kadar kökten eşlik arayışıyla çıkarız. Yaşamı bizimkiyle bir potada eriyecek, girift olacak kişiyi ararız. Bunun için en değişik girişimlerde bulunuruz. Bir tanesi dostluktur. Ama en yücesi aşk dediğimiz şeydir. Gerçek aşk, iki yalnızlığı değiş tokuş etme çabasından başka bir şey değildir.
...yaşam bize verilirken aslında verilen şey uğraştır. Hepimizin pek iyi bildiği gibi yaşam demek uğraş demektir. Ve en ağırı, her durumda seçilmesi gereken uğraşın herhangi bir uğraş değil, bizim gerçek yönelimimiz, sahici uğraşımız olmasıdır.
Pek eski bir Hint kitabının yazdığı gibi: "İnsan ayağını nereye basarsa bassın, hep yüz tane yol üstündedir." Bu yüzden yaşam sürekli bir yol kavşağı, sürekli kararsızlıktır.