İnsan, kendi içine girmeyi başaran hayvan olduğuna göre kendinden geçtiğinde alçalma yolunu tutmuş demektir, yeniden hayvan düzeyine iner. Salt eylemin tanrılaştırıldığı çağların hiç değişmeyen tablosudur bu. Ortalık cinayetlerle dolar. İnsanların yaşamı değerini, bedelini yitirir, her türlü şiddet ve soygun olağanlaşır. Özellikle soygunlar.Bu yüzden, salt eylem adamı figürü ufukta yükselip egemen olmaya başladı mıydı, insan ilk iş ceketinin düğmelerini iliklemelidir.
Salt eylemden dem vuruluyor. Şimdiye dek birkaç uygarlığın hakkından gelmiş olan ötekileşme çığırtkanı laf cambazları, insanları düşünecek halleri kalmasın diye serseme çeviriyorlar yalnız kalıp da kişiliklerini yapılandırabilecekleri tek yerde, yalnızlıkta yeni baştan yapılandıramasınlar diye insanları salkım saçak kalabalıklarda yığılmaya zorluyorlar.
Tüketime hizmet etmek, günümüz insanının gereksindiği ve özümseyebileceği gerekli fikirleri sunmak yerine, üretmiş olmak için ürettik. Ve kapitalizmde hep olduğu üzere pazar doydu, bunalım başladı.
Mutluluk beden içi ne iyidir, diyor Proust ama zihnin gücünü artıran şey kederdir.
Bu kederler, mutlu olduğumuz zamanlarda yapmaktan kaçındığımız zihinsel cimnastiği yaptırırlar bize.