“ Harput’a girerkenki halinden eser yoktu. Daha önce üç adım atar atmaz yorulan babam , adamın kolunda basamakları âdeta uçarcasına çıkıyordu. Herkesin kendince bir ihtiyacı vardı bu hayatta. Kimi yarasına derman arardı kimi de onun gibi yarasını yeniden kanatmak için çabalardı. Babam da galiba yarasına pansuman yapan bu meşkleri özlüyordu. “
“ Ne kadar az konuşsak , birbirimize sonradan yük olacak ne kadar az anı bıraksak o kadar iyiydi. İnsan sonradan taşımakta zorlanacağı , bir anıya dönüşecek sözleri belki de hiçbir zaman sarf etmemeliydi. Ben de öyle yaptım. İçimden başka , ağzımdan başka kelimeler çıktı. “