“ İnsan,alıştığı yerden kolay kolay ayrılamaz,dedi Casy.İnsan bir çeşit düşünmeye alıştı mı,ondan kolay kolay vazgeçemez.Ben papaz değilim artık ama bakıyorum;her zaman vaaz vermekteyim,hiç farkına varmadan… “
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Büyük babalarımız aldı bu toprakları.Kızılderilileri onlar öldürüp kaçırttılar buradan.Babamız da burada doğdu;etrafı saran otları,yılanları babamız ortadan kaldırdı.Sonra kötü bir yıl oldu,biraz borç almak zorunda kaldılar.Biz de burada doğduk.İşte kapıda duruyorlar,çocuklarımız.Onlar da burada doğdular.Babamız borç almak zorunda kaldı.O zaman banka toprağın sahibi oldu.Ama biz,yerimizde kaldık,çıkardığımız ürünün hiç olmazsa birazını aldık.
- Biliyoruz,bütün bunları biliyoruz.Ama bunu yapan biz değiliz,banka.Banka,insana benzemez.On iki bin toprağı olan bir toprak sahibine de benzemez.O,zaten insan değildir.Devdir.
Ortakçılar bağırdı.Doğru,ama burası bizim toprağımız.Bu toprağı biz ölçtük,parselledik.Biz bu toprağın üstünde doğduk,bu toprağın üstünde vurulduk,bu toprağın üstünde öldük.Bu toprak bir işe yaramasa bile bizim toprağımızdır.Bu toprağı bizim yapan da bunlardır;onun üstünde doğmamız ,onu işlememiz,onun üstünde ölmemiz.İnsana malın sahibi olmak hakkını kazandıran bunlardır,üstünde bir sürü rakamlar yazılı kâğıt değildir ! “
“ Sonra bana Fransız elçisinin Roma’dan acaba niçin ayrıldığını sordu.Aman yarabbi! İnsan kendini,her gün dünya haberlerini dinleyip bütün hafta birisi hakkında çene çalmaya nasıl mahkum eder ? Mehmet Ali Paşa Konstantinopol’e bir gemi yollamış.Acaba niçin yollamış ? Başka bir gün Don Carlos bir işte başarıya ulaşamamış,seninki üzüntü işte.Bilmem nereye kanal açacaklarmış,Doğu’da bir yere kıtalar sevk ediliyormuş;aman yarabbi yangın varmış gibi adamcağız telaşa düşer.Kıtalar sanki onun peşinden koşuyormuş gibi yaygarayı basar.Her duydukları şey üzerinden inceden inceye fikir yürütürler,ama aslında hiçbir şeyle canda ilgilendikleri yoktur.Ha böyle gürültü patırtı etmişler,ha uyumuşlar,hepsi bir.Konuştukları şeyler kiralanmış elbiseler gibi,kendi malları değildir.Yapacak işleri olmadığı için güçlerini öteye beriye harcarlar.Her şeye sarılan ilgileri,ruhlarının boşluğunu ve sevgi yoksulluklarını kapayan bir örtüdür.Ama orta halli bir yol seçmek ve orada derin bir iz bırakarak yürümek işlerine gelmez;çünkü böylesi can sıkar,göze çarpmaz;çok şey bilmek o zaman işe yaramaz,gösterişe yer kalmaz. “
“ Zamanı saatlerle,dakikalarla değil,güneşin doğup batmasıyla değil hep sizinle ölçüyorum:Onu gördüm,görmedim,göreceğim,görmeyeceğim,
gelecek,gelmeyecek … “