Zamazengi

Zamazengi
@Zamazengii
Bazan etrafımızda o kadar esrarlı bir hâdise olur ki ince teferuatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh herşeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
Alıntı
Büyük bir hastalık geçirmeyenler, herşeyi anladıklarını iddia edemezler. “İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur.
Ter­kibi ve muvazenesi bozulmuş ruhlar ki hayırda ve şerde hep ifratlara giderler. Daima bir rakkas hareketi yapan iradeleri -Bahri'nin zelzelede iki tarafa sallanan duvar hayali gibi- tezatlar arasında gidip gelir, "Bulanık ve is­tikrarsız" demedin mi? İşte bütün mesele: İstikrar.
Alıntı
Çünkü bu adam aç kalmaktan korkmasa ne kuvvetliye karşı dalkavuk, ne de acize karşı küstah olur, değil mi?
Ter­kibi ve muvazenesi bozulmuş ruhlar ki hayırda ve şerde hep ifratlara giderler. Daima bir rakkas hareketi yapan iradeleri -Bahri'nin zelzelede iki tarafa sallanan duvar hayali gibi- tezatlar arasında gidip gelir, "Bulanık ve is­tikrarsız" demedin mi? İşte bütün mesele: İstikrar.
Alıntı
Bizim aşklarımız tam sevgi olamadığı için, manilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. Bütün tereddüt­ lerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenemeyişlerimiz, iç çekişmelerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam aşk olamamasından, yolunu bulamamıyor
Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa benzi­yorum; aklım ve mantığım, topal bir kahya gibi, gayriira­di hareketlerimin peşinden koşuyor; işte bak, bütün bun­ları da şimdi, yani iş işten geçtikten sonra, istifa ettikten sonra düşünüyorum. Daha evvel düşünseydim belki bu hareketimi biraz tehir ederdim. Müsait vaziyederin yar­dımını beklerdim; müdür hiç zannettiğim gibi aleyhimde sabit ve kati bir karar vermiş görünmedi. Korku ile tehli­keye doğru koştum, yani gene erken uçtum, başımın nereye çarpacağını bilemiyorum."
Alıntı
bir anın muvazenesizliği...
Yalnız bir şey öğrendim ki, pedagoji diye bir ilim yoktur. İnsan ruhunu insiyak ve temayül dilimlerine ayı­ran kaba bir tahlil ki deruni hayatın külçelerinden biha­ber. Halbuki çocuğu da, büyüğü de, bu külçeler idare edi­yor. Hiçbir temayül, hiçbir kuvvet, kabiliyet, meleke, fa­külte, hiçbiri tek başına amil değil. Bunu Darülmuallim­ de iken bilseydim. Satı Beyin yüzüne "Ahmak pedagog!" diye bağırırdım.
Çünkü Celal pedagoji bilmeden, bir şey biliyor: Hayatın külçe halinde, adı bile konmamış bir sürü girift temayüllerle idare edil­diğini biliyor, kitaba bakmadan bunları seziyor. Belki müdürün hakkı var ben sadece bir nazariyeciyim.