Akşam erken iner mahpushâneye.
Ejderha olsan kâr etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.
Bu nedenle,bir yüzün güzelliği gülümsemesindedir, diye düşünüyorum. Eğer gülümseme yüzü daha da çekici hale getiriyorsa o, güzel bir yüz demektir. Fakat gülümsediği halde o yüz eskisi gibi kalıp değişmiyorsa o vasat bir yüzdür. Eğer tebessüm güzelliği bozuyorsa, o zaman o yüz çirkin demektir.
"Sevdiğiniz birinin yüz çizgilerini anımsamaya çalıştığınızda, gözünüzün önünde geçmişten o kadar çok anı geçer ki, o yüzü gözyaşlarının arasında buğulanmış gibi görürsünüz. Gerçekte bunlar düş gücünün gözyaşlarıdır. Annemi o zamanki haliyle anımsamaya çalıştığımda iyilik ve sevgi dolu kahverengi gözleri, ensesinde beliren kısa tüylerin tam altındaki beni, işlemeli beyaz gömleği, hep öptüğüm, beni okşayan zayıf ve narin elleri geliyor gözümün önüne sadece. Ne var ki, onun hayalinin hepsini yakalayamıyorum belleğimde."
Her şey öylesine itinayla yerleştirilmiş ki, sırf bu düzenlilik bile Karl İvaniç'in vicdanının temizliğini ve ruhunun huzur dolu olduğunu kavramak için kâfiydi.
Bu yeni ülke, bize hem bir sığınak hem de bir sanatoryum gibi geliyor. İçinde kaybolduğumuz ormanlar, huzur bulduğumuz göller var, ama bir yandan da varlığına saygı duymak zorunda olduğumuz sivrisinekler ve kayalar... Her şeyin bir anlamı, bir değeri var burada. Ve biz, bu yeni düzenin içinde, birbirimize tutunarak kendi yerimizi bulmaya çalışıyoruz.