Bbcn

Bbcn
@Zbbcn
Toplama kamplarında insanın insana uyguladığı zulümle ilgili bir soruyu hatırladım. Soru soruldu: “ Söylesenize, Auschwitz’de Tanrı neredeydi?” Ve yanıt geldi: “İnsan neredeydi?” Çünkü bu kötülüğü sadece insan yaptı. Ne Tanrı, ne din, ne Tanrı ya da din adına hareket eden insanlar. Sadece basit insan. İnançlarına veya ırklarına bakmaksızın, herkese ıstırap çektiren insanlar. Sırp, Boşnak veya Hırvat. Hıristiyan ya da Ortodoks, Müslüman ya da ateist.
Sayfa 84 - Kırmızı Kedi Yayınevi
Reklam
“Geçmişi düşündüm; geçen güz onunla tanışıklığımızın başından beri olan davranışlarımda kendime karşı bir dizi sağduyusuzluk, başkalarına karşı da nezaketsizlik dışında hiçbir şey görmedim. Kendi duygularımın kendi acılarımı hazırladığını, acılar karşısındaki dayanıksızlığımın beni neredeyse mezara götürdüğünü gördüm.”
Sayfa 356
“Beni hangi dalga sesine uçurduğuna bir bak Sen çocuk oldun, ben hain kaldım.” Umay Umay
Pek çok seviyede ‘anne’ ve ‘hayat’ imgelerimiz iç içe geçmiştir. İdeal durumda annemiz bizi besler ve güvende olmamızı sağlar. Bizi rahatlatır ve kendimize yetemeyecek kadar küçük olduğumuzda hayatta kalmamız için gereken şeyleri verir. Bu şekilde yetiştirildiğimizde güvende olduğumuz duygusuna ve yaşamın bize ihtiyacımız olan şeyleri vereceğine güvenmeye başlarız. İhtiyacımız olanları yeteri kadar annemizden aldığımız deneyimini tekrar tekrar yaşadığımızda kendi kendimize de ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimizi öğrenmeye başlarız. Bir anlamda ‘kendi kendimize yeterlilik’ algısını tamamlayabilmek için ‘yeterli’ olduğumuzu onunla hissederiz. Ardından hayat, gizli bir şekilde, ihtiyacımız olan şeyleri bize vermeye başlar. Annemizle olan bağımız serbest bir şekilde aktığında genelde iyi bir sağlık, para, başarı ve sevgi de bize doğru gelir.
Sayfa 194 - Sola Unitas Yayinlari