Kitapta geçen bir kısım, epeyce düşündürücü olsa gerek:
"Aliman'ın gidişinden sonra günler bitmezmiş gibi gelmeye başladı bana. O güne dek nasıl olmuş da yalnız saymışım kendimi? Meğer gerçek yalnızlığı bilmiyormuşum.Buna ancak üç gün dayanabildim.Üç günden sonra evim bana zindan oldu,nereye gitsem dar geldi"
Öyle ya, gerçekten insanların varken değer bilmeyişine atıf yaparcasına, gözünün önündekini bulamayışına ithafen yazılmış gibi. Kimde ne his uyandırır bilmem ama ben bu kısmı okurken, varlığının şükrünü etmediğimiz şeylerin yokluğuyla sınandığımızı hatırlatan bir hissiyat uyandırdı...
Naçizane, yalnızca bu bölüm dahi inceleme yazmaya değerdi.
Toprak Ana