euphy

euphy
part-time teacher, full-time reader
bogazici'23
istanbul
23 Temmuz 1999
93 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

euphy

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.··
2026 6. kitabı
Anton Çehov
8.1/10 · 87,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·376 syf.··
2026 5. kitabı
Léon l’Africain is one of those rare historical novels that feels both intimate and epic at the same time. Written as a fictional memoir, the book tells the story of Hasan al-Wazzan, a real historical figure who later became known in Europe as Leo Africanus. He was born in Granada at the time of its fall, traveled across North Africa and the Middle East, was captured by pirates, and eventually lived in Rome. His life alone sounds like fiction but it isn’t. That’s part of what makes this novel so powerful: it’s based on a real person who truly moved between civilizations during a time of huge political and religious change. Through his eyes, we witness the fall of Muslim Spain, the cultural richness of Fez, the tensions within the Islamic world, and the Renaissance atmosphere of Rome. Instead of presenting history as a dry list of dates and events, Maalouf lets us experience it through emotions, relationships, and personal dilemmas. The novel explores themes of identity, exile, belonging, and cultural hybridity. Hasan doesn’t fully belong anywhere, not in Granada after its fall, not entirely in Fez, and not even in Rome where he adapts to survive. His shifting identity raises questions that still feel relevant today: Are we defined by religion? By nationality? By language? Or are we something more fluid? What I really appreciate about this book is how smoothly history is blended into the narrative. You learn about political struggles, trade routes, religious conflicts, and intellectual life almost without noticing that you’re “studying.” If someone doesn’t enjoy reading history books, this novel is a perfect alternative. It teaches history through story. The facts are there, but they’re alive attached to characters you care about. Maalouf’s writing style is
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma

euphy

, bir kitap okudu
Puan vermedi·376 syf.··
2026 5. kitabı
Amin Maalouf
8/10 · 18,4bin okunma
"Tanrı'ya beni uğursuzluklardan koruması için dua etmiyorum. Böyle durumlarda beni umutsuzluktan koruması için dua ediyorum. İnan, Tanrı bir elini bıraksa öteki elinden tutar."
Sayfa 300 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
"Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar." (Amin Maalouf, Afrikalı Leo, p. 159) Bir toplumun gerçek gücü zengin, güçlü ya da başarılı insanlarından değil, en zayıf, en yardıma muhtaç bireylerine nasıl davrandığından anlaşılır. Eğer bir toplum yaşlıyı, çocuğu, hastayı, engelliyi, fakiri ya da dışlanan birini yalnız bırakırsa, o toplumda adalet, merhamet ve dayanışma zayıflamaya başlar. Bu da zamanla güven duygusunun yok olmasına ve toplumun içten içe dağılmasına yol açar. Çünkü insanlar şunu düşünmeye başlar: “Yarın ben zayıf duruma düşersem kimse bana da yardım etmeyecek.” ve bu düşünce birlik duygusunu bitirir. Birçok düşünür, bir toplumun değerini en zayıf üyelerine nasıl davrandığıyla ölçer. Örneğin John Rawls adalet anlayışında şunu savunur: Adil bir toplum, en kötü durumda olan bireylerin durumunu iyileştirmeye çalışmalıdır. Eğer sistem sadece güçlüleri koruyorsa, bu gerçek adalet değildir. Aristoteles ise insanın “politik bir varlık” olduğunu söyler. Yani insan tek başına değil, toplum içinde anlam kazanır. Eğer toplum dayanışmayı kaybederse, insan doğasına da aykırı hareket etmiş olur. Aynı şekilde İslam’da da toplum bilinci çok önemlidir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur: “Müminler bir beden gibidir. Bir uzuv rahatsız olursa, diğerleri de bundan etkilenir.” Yani bir kişinin acısı tüm toplumu ilgilendirir. Ayrıca zekât, sadaka gibi ibadetler, güçlü olanın zayıfı desteklemesi için vardır. Amaç sadece yardım etmek değil, toplumsal dengeyi korumaktır. Kur’an’da da zulüm ve haksızlık yapan toplumların uzun süre ayakta kalamayacağı vurgulanır. Çünkü adalet yoksa çözülme başlar. Bu konu hakkında konuşmak istememin nedeni günümüzde sanki insanlar artık zayıf, yardıma muhtaç ya da güçsüz bireyleri eskisi
Felsefe-Düşünce