Kanını Satan Adam
Yu Hua’nın romanı, sıradan bir Çinli işçi Xu Sanguan’ın hayatını anlatır. 1950’lerden 1980’lere uzanan hikayede, Xu Sanguan evlenmek, aile geçindirmek ve “kan bağı olmayan” oğlunu kurtarmak için defalarca kanını satar. Kan satma eylemi, romanda hem fedakarlık hem de yoksulluğun acımasız bedeli olarak işlenir.
Kitap Çin’de 1950-80’lerde gerçekten yaygın olan kan satma pratiğine dayanır. Fakir köylüler ve işçiler, geçim için kan/plazma satıyordu. Yu Hua bunu sade ve etkileyici bir dille, aile bağı ve insanlık temaları üzerinden anlatır.
Romanın yayımlanmasından hemen sonra (1995), bu tema gerçek hayatta en trajik halini aldı. Henan eyaletindeki Plasma Economy skandalı. Hükümet, 1990’ların başında köylüleri teşvik ederek plazma toplama merkezleri kurdu. Hijyen felaketi yüzünden HIV/AIDS salgını patladı. Tahmini yüz binlerce kişi enfekte oldu, köyler “AIDS köyleri”ne döndü.
Yu Hua skandalı doğrudan anlatmaz, ama romanı “önceden sezen” bir eser gibidir. Kan satmanın bireysel fedakarlık olarak sunulduğu bir toplumda, bunun nasıl kitlesel felakete dönüşebileceğini gösterir.
@purifieddays