Zehra çelebi

10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 18:18
Roman arayışı içinde kitap fuarında elime geçen güzellik. Gençler ne okuyor? Ne okumalı? Ben okusam ne düşünürüm? Sorgulamaları ara ara esiyor bana doğru. İyi ki de esiyor. Bir arayışa çıkıyorum. Klasiklerden yeni yazarlara doğru bakışımı çeviriyorum. İşte böyle bir arayış içindeyken denk geldim Azize’ye. Kapağıyla önce beni bir yakaladı. Sonra hızla ilk sayfalarında oradan oraya savruldum. Hüdai hazretlerinin huzuruna gelip diz çökene kadar Azize, ben de ne olduğunu anlayamadım. “ Allah’ım, benim elimden tutacak kullarından bana yardımcılar gönder” duasıyla insanın koptuğu isyan ettiği anda yardımın nasıl geldiğini dahi anlayamadın Aziz Mahmut Hüdayi’nin yolu üzerinde bulduk kendimizi. İmtihan dünyasında geri dönüp baktığında ‘hani bitmişti, ben ne ara bu hale geldim, nasıl geldim’ diyor ya insan, Hüdayi hazretlerinin hayatıyla da kendi hayatımız üzerinden hikayeyi okumaya devam ediyoruz. Aziz Mahmut Hüdayi‘nin hayatıyla harmanlanarak anlatılan bir gönül yarası. Gönül Dünyamızı böyle inşa edecek, bize iyi gelecek insanlara o kadar muhtaçız ki… tekrar bana velî zatları hatırlattığı için yazara teşekkür ediyorum. Aile, anne-kız, dost, aşk, muhabbet, büyükler, değerlerimiz… dozunda kararınca arada verilen kısa kısa mesajlarla roman kendisini elden bıraktırmıyor. Cidden iyi geldi bana. Hüdayi hazretlerini 2007’de ziyaret etmiştim duasına böylece nail olmuştum. Ama şu an onun manevi atmosferi ile özlemiyle doldu kalbim. Nasip belki bir ilkbahar günü huzuruna varıp dua eder tekrar duasını alırım. Okunası güzel bir roman.
AzizeElif Veske · Timaş Yayınları · 202656 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·219 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 00:00
Önce selam sonra kelam Önce refik sonra tarik, demiş büyüklerimiz… söze böyle başlamıştım bundan 5/6 yıl önce yılsonu seminerinde Nurettin Topçu‘nun hayatını ve milli eğitim ile ilgili daha doğrusu hayata dair görüşlerini seminer olarak arkadaşlara sunarken. Sonrasında üç farklı yerde bu güzel şahsı anlatma fırsatım daha olmuştu. Tekrar aldım kitabı elime yine yeniden okudum. Örnek,ahlaklı, ilkeli , kendini geliştirmiş, taviz vermeyen, güçlü pes etmeyen, vatanı için her ne kadar hakkı yense de hiç durmadan çalışan bir öğretmen… Kendini maarif davasına adamış bir felsefe öğretmeni. Onu bu kadar güçlü bir karaktere büründüren de tabii ki öğretmenleri. Daha ilkokuldayken Mehmet Akif, Yunus Emre ve Mevlânâ aşığı olarak yetiştiriliyor. Belki de bu yüzden ilkokullarda Mehmet Akif’in Safahatının sadeleştirilerek okutulmasını tavsiye ediyor. 1928-1934 yılları arasında Avrupa’da doktora yapan, 1.likle doktorasını bitiren ilk Türk öğrenci olma ünvanını alan, bir gün boyunca Sorbonne Ün.’de Türk bayrağının dalgalanmasını isteyen, “neredeyse 40 yıllık öğretmenlik. mabede nasıl giriliyorsa sınıfa da öyle girdim” diyen yüce yürekli bir insan. Celalettin Ökten‘in tanımı ile O, “ modern ilimlerle mücehhez asrın ihtiyaçlarını müdrik Tavizsiz Fakat müsamahakar” bir insandır. Kendisine yapılan haksızlıklara rağmen dış dünyayı suçlamak yerine sürekli “ne yapabiliriz?” sorusunu kendine sorup çözümler bulmuş ve bu görüşü de yetiştirdiği gençlere aşılamaya çalışmış bir insan. “ Bizi kurtaracak olan ruh, bize Hira Dağında bırakılan Mukaddes mirastır.” diye tavsiyede bulunan Nurettin Topçu‘yu saygı ve minnetle anıyorum. Kesinlikle okunmalı…
Nurettin TopçuEmin Işık · Dergâh Yayınları · 2019425 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
George Oreell’ın 1984 romanı gibi her sayfasında gerginliği, güvensizliği ve gözetlenmeyi yaşadığımız bir seyahat kitabı. Yolculuk nereydi? İpek yoluna mı, dünyanın en büyük çöllerinden birine miydi, atalarımızın diyarına mıydı, Doğu Türkistan’a mı? Kaybolduğumuz, unuttuğumuz içimize ve geçmişimize miydi? Yüreğimiz dünyanın dört bir yanındaki insanlara, Müslümanlara yapılan eziyetler, saldırılar, aşağılamalar nedeniyle yangın yeri. Yangın her gün devam ederken biz ne yapıyoruz, neyin derdindeyiz? Onlar Çin baskısı ile kimliklerinden uzaklaştırırken ve özleri unutturulurken biz kendimizi nasıl inşa ediyoruz? Özellikle gençlerin okuması ve sohbetlerini dinlemesi gereken bir şahsiyet olan Taha Kılınç; değerlerimizi bir kere daha düşündürten, film sahnelerini aratmayacak olaylarla dolu bu kitabı, zorlu bir yolculuğun arkasından bizlere sunmuş. Camilerin ve mezarlıkların bu coğrafyada nasıl tarihi bir süreç içinde silindiğini okudukça insan kendisine şu soruyu da sormadan edemiyor: biz tarihimizi ve geçmişimize ne kadar sahip çıkıyoruz?Elimizdeki nimetlerin kıymetini anlayıp ne yapacağımızı da hatırlatarak kitabı sonlandıran yazarımıza şükranlarımı sunuyorum. O klasik cümleyi hatırlayalım: “balık suyun kıymetini sudan çıkınca anlar.” Ve bizler de içinde bulunduğumuz elindeki kıymetleri nimetleri anlayıp onlara sahip çıkanlardan olmaya çalışalım inşallah.
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,107 okunma
10/10
·160 syf.··
2025 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 09:11
Uzun sandığımız kısacık ömrümüze nasıl ki her şeyi sığdırarak yaşamaya gayret ediyorsak bu kısacık romanda da hasret dolu nice hayatlar, sevdalar, ölümler iç içe geçmiş. Hasret, özlem diye diye geldik sona. Güçlü bir kadının hikayesini bu kadını ele geçirmeyi hayal eden bir cin’in üzerinden; evini,mahalleyi, köyü,ilçeyi hatta tarihi, geçmişi geze geze okuyoruz. Gezerken insan kendi evini, mahallesini ve köyünü de görmüyor değil. Ve yine gezerken insan aşkın, hasretin, arzunun erkeği ve kadını ne durumlara soktuğunu da görüyor. Bu kadarı da olmaz diyemiyoruz hayatımızdaki örnekler geldikçe aklımıza. Gökten üç elma düştü diye başlayan masallar misali Gülhanım’ın hayat yolculuğunda, kendi yolculuğumuzun neresinde yaşadığımızı düşündük mü acaba? Düşündüysek nereye yol alacağımızı söyledi değil mi Gülhanım bize: Bir iyilik ,beş vakit namaz…” Dünya bu Hesna. Doğan ölmek için.” Ya sonra… sonrası hasret, sevda, ihtiras, hayat ve ölüm… “ Nitekim üç günlük dünyayla burası; yeis yok, üzüntü yok, inanmıştı buna.”
Tahta Kapıların ArdındaNaime Erkovan · Ketebe Yayınevi · 202427 okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 02:07
İhyanın ilk bölümlerini okumaktan korktuğum gibi Munkızdan ve kimyayı saadet okumaktan da hep korkmuşumdur. Bunun sebebi, anlaşılması zor konuların anlatılması ve yine bazı konuların hiç sözü eğmeden olduğu gibi patır patır söylemesi… Bugün anladım ki boşu boşuna korkmuşum. Çünkü kitap Gazzali’nin on yıllık düşünce dünyasını, meşgul olduğu ilimleri, yaşadığı gelgitleri, bu sıkıntılardan nasıl çıktığını anlatmaktaymış. 38-48 yaş arası insanın en verimli dönemi değil mi? İşte Gazali bu yaşları arasında on yıl boyunca kendini arama-bulma mücadelesi vermiş, bu mücadele sırasında ilim yolunda olmaktan ve kitap yazmaktan da hiç geri durmamış. Ona göre” Allahın kalbine attığı bir nur” sayesinde ömrünün bu yıllarını geçirebilmiş. Şu kısacık eser aradığı sorulara cevaplar bulurken araştırdığı her ilimde nasıl da derinlemeye gittiğini bize göstermekte. Ki zaten ona göre bir alimin herhangi bir ilmin yanlışlığını anlatabilmesi için o ilimde en iyi dereceye ulaşması hatta o dereceyi geçmesi gereklidir. ( aklıma nedense oryantalistler geldi) Kulaktan dolma bilgilerle değil, denizlerde yüzerek kendi iç-ruhî dünyasına şifa bulmuş bir alim : Gazzali. Hangi babayiğit yapabilir bunu… döneminin en önemli ilim adamısın her yerde aranan parmakla gösterilen bir şahsiyetsin ve öyle bir gün geliyor ki her şeyi elinin tersiyle itiyorsun… niçin? Taklidi imandan tahkiki imana geçiş, şüphecilikten, bilginin inkarından hakikati ulaşma yolculuğunu adımlarını atan Gazalinin yolunda olmak duasıyla… OKUNASI…
Hakikat Arayışıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 20206,1bin okunma