İnsan kendi ölçüsü ile kainatı ölçüyor ve kainatın sahnesinde yalnız kendini görüyor, yalnız kendini anlıyor. İçimizdekinden başkasını da anlamasını bilen yok gibidir. Varsa da o hükümdardır. Artık o insan yani başkasını anlamasını bilen insan, ne korkaktır, ne haristir, ne acizdir, ne fanidir, ne de yalnızdır. Bütün bir varlık kalabalığı arasında hepimizin yalnız yaşadığı bu dünyada o, var olan gerçekle beraberdir. Bilmek, gerçekten bilmek onun bilgisidir.