Ruh ve nefis iki Ordu gibidir, devamlı harp
halindedirler. Hangi taraf ne kadar alırsa orası onundur. Hepsini alırsa işgal eder, diğerini esir alır. Ruh iyiliğe meyyaldir, nefis kötülüğe meyyaldir. Hangisi beslenirse o güçlenir ve iktidara geçer.
Mutluluğu koşulların değişimi şartına bağlayan kişi ondan hep mahrum kalacaktır. Ancak dizinin dibindeki imkanlarla onu örgülemeyi öğrenen biri ona erebilecektir.
İmanlı insan her zuhura geleni takdir yani hak zaviyesinden lüzumlu ve isabetli diye kabul eder. Bu yüzdendir ki fazileti kabahat sayılarak sigaya çekildiği ve ummadığı ellerden kalp kırmak yahut kafa yarmak için taşlar yağdığı zaman -biraz mahzun olmakla beraber- pek de şaşırmaz, taşları sükunetle derler, yapı malzemesi olarak kullanır.
Bir üstat sanatkâr, eline aldığı materyal ne olursa olsun, ister altın ister Lüleci çamuru, aynı şevk ve itina ile işler. Mühim olan cihet yontulan, yoğrulan malzemenin mahiyeti değil, üstat elinin marifetidir.
(Safiye Erol)
Gününün büyük bir bölümünü, değiştirmek için gücünün olmadığı geçmişteki olaylara üzülerek veya gelecekte belki de hiç olmayacak şeylere kaygılanarak geçirme.