Bütün dinlerin düşünmeyen tâifesi bir yana gelecekten haber verebilecek bir insan grubu vardır. Veya şöyle anlatayım: İyiliğe, kötülüğe son noktasına kadar hizmet eden iki grup insan vardır. Her dinin aşırı iyilere verdiği isim evliya, aşırı kötülere verdiği isimse şeytandır. Biri ruhunu bütünüyle yaradanına, diğeri ise şeytana verir. Allah'a hizmet; ısrarla bıkmadan, usanmadan, ümidini kesmeden ve aşırı ümit etmeden hakkın söylediklerini yerine getirmekle, aksi ise, şeytanî arzuların sonuna kadar tatbiki ile olur. Bu her iki ucun hizmetkârları da sonuçta bir takım kabiliyetlere sahip olurlar.
Oysa tarafsızlık diye bir şeyin aslında var olmadığını, var gibi göründüğü yerdeyse ancak yüzde yüz güçlü isek buna başvurmak hakkına sahip bulunduğumuzu göz önüne almalıydım!
Bu ölüm haberine karşı ben, içimde bir ezinti, bir çöküntü duydum. Zira, ölenle, son zamanları gevşeyen, azalan, fakat kökleri mazinin sağlamlığı içinde kalan eski bir aşinalığım vardı. Hem ona acıyor, hem içimden: "Kendi kainatımızın da söndüğünü yabancılar ancak böyle hissiz ve manasız birkaç cümleyle duyacaklar!" diyen bir hüzüne dalıyordum. Zira, daima böyle, başkalarına acıdığımızı sanırken bile, içimizden mutlak biraz kendimize ağlarız.