Evi arkada bırakıp uzaklar için yollara düşmek zordur. Henüz kapıdan dışarıya ilk adımı atmadan başlar yolculuk psikolojisi. Sonrasında kıvrım kıvrım uzayıp giden yollarla baş başa kalınır. Her adımda ve aşılan her tepede daha da artan bir hüzün kaplar insanın içini. Burukluğun yanına bozulan hayat düzeni de eklenir. Yolculuk sırasında standartlar aşağıya çekilir, asgari şartlarla yetinilir artık. İster çöl şartlarında bir çadırda isterse en rahat kervansaraylarda konaklanılacak olsun konfor bozulur. Yavaş yavaş sıla özlemi de yaı başında yerini alır insanın. Ama yola girilmiştir artık. Geri dönüş için geçtir. Bundan sonrası yolun "yolda olana" sunacaklarıyla şekillenir. Yolcu eve dönünceye dek bir yol hikâyesi yazılır.
"İlim için yolculuğa çıkmak ve hocalarla görüşmek öğrenmeyi ziyadesiyle kemale erdirir. Rihleye çıkan kişi görüştüğü hocaların bilgilerini, ahlaklarını, ortaya koydukları anlayışlarını ve faziletlerini elde etmenin yanında alimlerle doğrudan görüşerek öğretme usullerini tecrübe eder ve örnek alarak öğrenme fırsatı yakalar."
Ibn Haldün (ö. 808/1406)
Artık, hayatla barıştım. Her şeyi tekrar seviyorum. Kâmran, bir akşamüstü, kalbime gömdüğüm o zavallı miniminleri öldüren sen olduğun hâlde bu gece, senden bile eskisi kadar nefret etmiyorum.