Dünyaya bomboş gelirsin ve toplum seni kendi fikirleriyle doldurur, kendi deneyimini yaşamana kimse izin vermez. Sen farkına varmadan köle olmaya koşullandırılırsın.
Bunca yanlış ve yalan
Arasında tek kalan
Bir gerçek şudur ancak:
Her fâni bir oyuncak !
Ki, kırılmaya mahkum !..
İstisnasız bir hüküm !..
Bir kânûn-i ezeldir,
Meşhur darb-ı meseldir:
Yeter !..
Tüketme nefes,
"Allah bes, bâkî heves !.. "
Sevgili dost,
İnsan yoktu ve sınır yoktu. İnsan geldi ve elindeki tebeşirlerle sınırlar çizmeye başladı. Daireler, dikdörtgenler, üçgenler çizdi. Etrafını çizdiği alanların kenarına, "Benim" tabelasını iliştirmeyi de ihmal etmedi. Bir yere ilk olarak gelmek oraya sahip olmaya yetmiyordu. Bu yüzden ne tebeşiri elinden düşürdü ne de çizilen daireler birbiriyle kesişmediği sürece geometrinin mutluluğuna bir gölge düştü. Ama ne zaman iki çember birbiri içine geçti ve ne zaman iki "Benim" çakıştı, o zaman sınır taşları yerinden oynadı ve sökülerek mancınıklara dolduruldu.