Temizleyecektiniz... Suçlusunu suçsuzunu ayırmadan mı?”
“Bunlar yaradılıştan suçludurlar. Mizacıyla kıyıcı olmak suçudur bu...” Durakladı, gözlerini arkadaşından kaçırdı. “‘Abdülkerim de bunlardan değil mi?’ diyeceksin. Evet, bunlardan, ama bana baştan sona bağlı kalmıştır. Katamam onlara... Politikacılığın en utanmaz, en güçlü, aynı zamanda en ayıp, en de güçsüz yönü burasıdır.”
Gözümü açtım ki, hastane çadırındayım. Dört yanımı çevirmişler. Baktım dilleri fanfin... Önce bizim Alaman gâvuru sandım. ‘Binbaşım nasıl? Yaralı değil ya?’ diyerek kalmaya zorlatırmışım, ‘Gazze elden gitti mi eğri dinliler?’ diye bağırmışım.
Koğuşa girmeyi canı istemiyordu. İç çekişler, zoraki gülüşler, o sürekli korkak fısıltı... “Şimdi bir su dökünsem. Bir küçük odada tek başıma yatağa uzansam.” Oysa Bekirağa Bölüğü’nde aylarca süren yalnızlığından ne kadar yılmıştı. “Bu dünyada, ne olduklarını hiç bilmeden, neleri arzuluyoruz budala gibi.”