okuyan

okuyan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·528 syf.·
11 günde okudu
·
2021 49. kitabı
Ahmet Ümit
8.3/10 · 24,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet, şahane bir aşk yaşamıştım. Çünkü şahane bir aşk, harcanmış bir hayat demektir... Çünkü gerçek aşk, acımasız bir sarmaşık gibidir. Nasıl ki sarmaşıklar sarıldıkları kocaman ağaçlar dahil etraftaki bütün bitkileri boğar, öldürürse aşk da kendisinden başka hiçbir duygunun yaşamasına izin vermez. Aşkta başarının, mutluluğun ve ahlakın yeri yoktur. Sadece acı ve güzellik... Gitgide tümüyle acıya dönüşecek bir güzellik. O sebepten final genellikle trajiktir...
Bendenize gelince, sahibi tarafından kurulması unutulmuş, antika bir saat gibi olduğum yerde kalmıştım. Evet, akademik kariyerime devam etmiştim; tezler hazırlamış, yayınlar çıkarmış, kitaplar yazmıştım. Evet, ben de çok önemli olmasa da birkaç yabancı üniversiteden davet almıştım, akademik kariyerimi ilerletmiş, sonunda profesör olmuştum. Evet, hayat devam etmişti, sevgililerim olmuştu, hatta biriyle neredeyse evlenme aşamasına kadar gelmiştim, ama bunların hepsi suretti. Aslında, Nüzhet’in beni bırakıp gittiği günde, gittiği yerde, gittiği anda kalakalmıştım. Mutsuz, umutsuz, hınç dolu...
bu kısımda peyami safa üslubunu hatırlattı
“Eğleniyorsun, zorluklarımızı ruhlara soruyoruz, diye... Dünyada sormaktan başka ödevi var mıdır insanoğlunun? Hayır, yoktur. Çünkü bulmaktan başka ödevi yoktur. Bulamadığımızdan sorarız. Sen buldun mu her şeyi? Bütün soruların karşılığını buldun mu kafanda? Bu karşılıklar yeterli mi sonuna kadar? “‘Dünyada’ dedin?” “Evet, ‘Ruhlar Dünyası...’ Ruhlar dünyasının kapılarını zorluyoruz biz... Bu zorlamada yenilgiyi peşin peşin kabullenmek var... Yiğitliği de burdadır bunun... Hiçbir şeyi ele geçiremeyeceğimizi bilerek zorluyoruz...” “Hiçbir şeyi ele geçiremeyeceğinizi bilerek mi? Anlamadım. “Elbette... Yaşayanlar için Ruhlar Dünyasında hiçbir şey yoktur ki, kazanmamız söz konusu olabilsin. Güldün, çünkü ‘Saçma’ dedin! Saçmadır evet! Saçmalayabildiği ölçüde aşar insanoğlu kendisini...” “Nereye doğru?” “Gerçeğe... Saçma en sağlam gerçektir, aslına bakarsan.” “Hele buna hiç aklım ermedi.” “Saçmanın saçmalığı gerçek olmadığından değil, ele geçiremediğimizdendir. İnsanın ‘Ele geçirdim’ sandığı gövdedir. Oysa gövdemiz çok daha çapraşık olduğundan, ruhumuzu çok daha kolay tanırız. Eşyayı saran aydınlıktan, ruhumuzu saran alacakaranlık çok daha belirleyicidir.” “Ne güzel söz oyunları! Sembolik... Şiir bile yazılır bunlarla...” “Haklısın, yazılır!” Doktor İhsan arkasına dayanarak güvençle gülümsedi. “İnsanı bulmadan hiçbir şey bulunamaz, insan da ruhtan, yokluktan başka bir şey değildir. Çünkü asıl varlığını maddesi taşımaz, maddesini kavrayan yokluk taşır. Yokluk... Yani RUH... Yani maddenin cevheri... Ruhun varlığı nasıl anlaşılır bir şey değilse, yokluğu da öyle anlaşılır bir şey değildir. Aslına bakarsan biz burda ruhları değil, kendimizi sorguya çekiyoruz Mutlulukla içini çekti. “Hiçbir umulmazlık, kendimizi sorguya çekmemizin şaşırtıcılığını aşamaz.” “Bunlar ne kadar karışık