Demek yiğitlik ve inanç şaşmaz bir ölçü olmuyor.
Öyleyse gerçeği yalandan nasıl ayırmalı? Kimbilir ne kadar yiğit, ne kadar şehit uğrunda ölünmeyecek bir ideal için canlannı verdiler? Tann’nın da, Şeytan’nın da azizleri var. Bunları birbirinden nasıl ayırmalı?
Şey gibiyim... yanan bir odun gibi. Odun yanar, ama dokunulmamış bir gövdey- kenki halinin bilincinde değildir, öyle olduğunu da bilemez, ne zaman tutuştuğunu da. Tükenir gider, o kadar. Ben de aynen böyle yaşıyorum.”
- Sen izci misin? Bu metaneti nereden öğrendin? Bak, bacağın iyi olsun, futbol oynayacaksın! Fakat oynamasan daha iyi. Hastalık tamamıyla geçse bile o bacağı yorma!
- Ben futbol sevmem.
- Ha... Sen roman okumayı seviyorsun. Fakat onu da okuma, heyecan senin için iyi değil. Sinirlerine dikkat et. El işleriyle meşgul ol.
O zaman bu tavsiyelerinden dolayı operatörü soğuk bulmuştum; mizacıma zıt ihtarlar yapan doktorlara kızıyordum bile: Hepsinde aynı kusuru buluyordum: Tedavilerinde hastanın psikolojisine yer vermemek.