Ancak yerinde dikiliyor,bir yere kıpırdamıyor,kendi kendine"Beni burada daha tutan ne var ki?"diye soruyordu. Hem kendine hem de özgür ve mutlu olabileceği kırlara,ormanlara koşmak yerine taşların üzerinde yuvarlanan bu siyah köpeğe kızıyordu. İkisinin de bu avludan çıkıp gitmesine engel olan tek bir şey vardı: Esarete ve köleliğe olan alışkanlık...
Kuvvetli,kararlı bir babamız olsun,bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkâr olmadığımızı işitmeye her an ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman var mıdır , yoksa , kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?