Köklü ve soylu ailelerde durum daha da kötüydü. Onların evlenecek uygun akrabayı bulmaları daha zor olduğu gibi, evlilik kuralları daha katıydı. Kadın evlendiği adama, yani aile reisine tamamen itaat etmek zorundaydı. Aklı başında her kadın, ancak boşanarak kurtulabileceği böyle bir anlaşmayı kabul etmeden önce iki kere düşünürdü; boşandıktan sonra da, eski kocasına drohoma olarak verdiği mülkleri geri alması zordu. Ama köklü ve soylu olmayan ailelerde, bir kadın bir erkekle resmi olarak evli kalabilir, mülklerinin kontrolünü elinde tutabilirdi.
Yumuşak sözler öfkeyi dindirir, sert sözler ise en yumuşak başlı insanların bile öfkelenmesi ne yol açar: Bağışlayıcılık en kibirli kalpleri bile eritir, ceza ise en alçak gönüllü kalpleri bile sertleştirir. Ayrım yapmadan bütün suçluları bağışla malıyız demiyorum: Çünkü öyle iflah olmaz, öyle aşağılık insanlar vardır ki, onları bağışlamak ziyandır. Öyleleri siyasi yapıdaki bir kanser olarak görülüp hemen ortadan kaldırılmalıdır. Ama gençlikleri, cahillikleri veya yanlış anlamalar yüzünden, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kabahat işleyen insanların sadece azarlanma ları veya olabilecek en hafif şekilde cezalandırılmaları gerektiğine inanıyorum.