Dünyanın en derin çukuru, doğal yollardan oluşmuş on bin metre derinliğinde bir deliktir. Ve o deliğin dibinde olduğumu benim kadar hissedebilen başka kimse yoktu o an yeryüzünde.
Neden siyah? Tabii binlerce nedeni olabilir. Dünya üzerinde hayatları boyunca siyah giymeye karar vermiş milyonlarca kişi olmalı. Benim de onlardan bir farkım yoktu bugüne kadar. Nedenler o kadar da önemli değil. Nedenlerin değil, siyah rengin bir şekilde buluşturduğu insanlardık biz. Öncelikle karamsarlık ve umutsuzluğun simgesiydi siyah. Evet, bu nedenle giydim. Sonra renkli insanların yanında entelektüel olanı gösterirdi siyah. Pembe kazaklı birinin hayat felsefesi merak edilmez! Ve bu nedenle de giydim. En son olarak da, kan lekeleri üzerinde kuruyunca görünmez ve daha da önemlisi zayıf gösterir ki ben bütün bu nedenlerden dolayı giydim.
... Aslında, bu kadar patlayan volkana, kafamda kopan fırtınalara en azından asabi bi ülser yakışırdı. Ama olmadı. Sonra anladım ki nasırlamış meğerse ruhum. En azılı paranoyağa taş çıkartacak kadar kaygılı olsam da, alışmış buna iç organlarım. Ruhsal sorunların organik hale dönüşme eşiklerini çok büyütmüşüm farkında olmadan.