Aynı anda hem bir cerrahın bilimselliğini hem de bir şairin hayal gücünü hissedebilir miyiz?
Yerleşik olmayan bilinç, süzülen bir ruh, deneyler ve prag. Prag şehrinin en büyüleyici mekanlarında geçen bir kaos. Yerin altına indikçe derinleşen sırlar.
En sevdiğim kitap türünü Dan Brown bana sağlıyor. Hem bir ülkeyi, şehiri tanıyorum hemde dünya da olan ya da olmuş olabilecek olayları sanki bizzat yaşıyorum. Fakat bu diğer kitaplarına oranla daha az materyalist bir roman. Katı bilimselcilerin inanmak istemeyeceği birçok konuyu ele alıyor ve sizi bu bilgilerle baş başa bırakıyor.
Пожалуйста, помогите Саше Весне.
Lütfen, Sasha Vesna'ya yardım edin.
Sigmund Freud ve Carl Jung'un mutlaka beğeneceği bir korku romanı.
Altı dolu cinayet romanlarını severim, katilin bir geçmişi ve özü olmalıdır. Yaptığı her şeyin psikolojik bir sebebi olmalıdır. Her insanın seçimlerinin ve yaptıklarının bir sebebi varsa, büyük ve korkunç işlere kalkışanların da aynı oranda büyük ve korkunç geçmişleri olmalıdır.
Romanımız, ortalarda ana hikayeyi gayet sürükleyici bir şekilde götürürken sonlara doğru yapılan her şeyin alt metnini açıklar nitelikte oluyor.
Gerçekçi çizgiden hiç çıkmayıp, gerçek olamayacak kadar dehşete düşüren bir macera oldu benim için. Kesinlikle okunmalı, unutulmayacağına eminim.
"Acın ne kadar uzun sürerse beni o kadar çok hatırlayacaksın."
Arzular ve Ölüm.
İnsan öldüğünde gözünde son bir bakış kalır. Her insanın gördüğü farklıdır da, duygusu aynıdır; arzu. Yaşamak arzusu, son bir kez daha nefes almak arzusu.
İnsan ölümsüz olursa, arzularına ne olur? Sonsuz koca bir ömürde ne istese sahip olabilir; her yere gider, her şeyi alır.
Sonsuz bir ömrün olduğunda arzulayıpta alamayacağın şey insandır, insani olan her şeydir. Birine tamamiyle sahip olamazsın, zihin oyunlarıyla ele geçirdiklerin anca beyinsiz birer zombidir.
Kont Dracula, Mina'ya sahip olamazsın. Onun yüceliği, senin teninin her yerini yakacaktır.
Bu kitap, kendini keşfetmeye cesareti olan herkes için bir çağrı.
Aşkın Celladı, akıp giden bir kitap değil; çünkü çoğu cümleden sonra boşluğa dalıp gitmeni sağlıyor. Terapi seanslarını okudukça içimizdeki küçük hastalıkları fark ediyor, kendi hapishanelerimizi ve oraya hapsettiklerimizi görüyoruz. Bazen kitapları okursun ve biter, bazen ise kitap seni okur ve senin hiç fark etmediğin derinlerine dokunur. Buna da zaten kendini keşfetmek denmez mi?
Bu keşif, bir madencinin yerin altına indikçe kayaları kırması, katmanları aşması gibidir. Yalom, kelimeleriyle zihnimize kazma vururken, biz de içimizde gömülü kalmış korkuları, arzuları ve geçmişin hayaletlerini gün yüzüne çıkarıyoruz. Kimi zaman toprak çöker, kimi zaman hiç ummadığımız bir cevhere ulaşırız. Ama ne olursa olsun, her kazıda kendimize biraz daha yaklaşırız.
Kendisinin savaşçısı olan insanlar için.
Bazen kendine karşı bazen ise kendisi için savaşçı olanlara, içindeki durumları bir başına çözmek isteyenlere sessiz bir yardım kitabı.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,4bin okunma