Kardeşlik örgütü belki de gerçekten vardı! Ardı arası kesilmeyen tutuklamalara, itiraflara ve idamlara karşın, kardeşlik örgütünün yalnızca bir söylence olmadığından kuşku duymamak olanaksızdı. Winston böyle bir örgütün varlığına bazen inanıyor bazen inanmıyordu. Elle tutulur bir kanıt yoktu.
Fakirlik ayıp değildir,doğru, ama sarhoşluk da fazilet değildir; muhakkak. Fakat sefalet, muhterem efendim, sefalet ayıptır. İnsan fakir de olsa ruhundaki asaleti muhafaza edebilir. Fakat sefalete düşünce, katiyen, hiç kimse... Bir kimseyi sefalete düştü diye sopa ile toplumun dışına atmazlar, daha da alçaltmak için süpürge ile süpürürler.
Her zaman karşılaştığımız insanlar, manzara lar, bize düşüncelerimizi söylemek ve bunların birbirine ne ka dar yakın olduğunu tespit etmek imkânını veriyordu. Bu fikir yakınlığı, her noktada aynı şekilde düşünmenin neticesiydi; gerçi bunda, bir tarafın fikrini kabul edip kendisine mal etmeye diğer tarafın evvelden hazır bulunmasının da tesiri vardı. Fakat karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için ve sile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi?
İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Bende yaşayacağım... Ama nasıl yaşayacağım!... Bundan sonraki hayatım nasıl dayanılmaz bir işkence olacak!... Ama ben dayanacağım... Şimdiye kadar olduğu gibi...