Zeylim

Zeylim
“Çiçek daha taze kalır senin elinde dalda olduğundan.”
1409-Ebû Muhammed Ka'b b. Ucre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gün Rasulullah (s.a.v.) yanımıza geldi. "Ya Rasulallah! Sana nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz. (Ama nasıl salavat getireceğimizi bilmiyoruz.) Sana nasıl salavat getirelim?" diye sorduk. Şöyle buyurdu: "Şöyle deyin: Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ salleyte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd. Allahumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ bârekte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd: "Allah'ım, İbrahimin âline rahmet ettiğin gibi Muhammede ve âline rahmet et. Şüphesiz ki Sen övülensin ve yücesin. Allah'ım, İbrahimin âline bereket ihsan ettiğin gibi Muhammede ve âline bereket ihsan et. Şüphesiz ki sen övülensin ve yücesin."
Sayfa 58 - ( Buhârî ve Müslim) 3.Cilt·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Müteşâbih naslara yaklaşımda takip edilmesi gereken genel bir menhec vardır. Şöyle ki, şeriat akılla sabit olmuştur. Bunun delili de peygamberlerin nübüvvet iddialarına delil olarak getirmiş oldukları mucizelerin akılla anlaşılabileceğidir. Buradan hareketle, şayet din aklın yalanlayacağı bir şeyi getirecek olsa, akıl şeriatın şahidi konumunda olduğundan her ikisi de batıl hükmünü alacaktır. Bu icmâlî kaide üzerinden şunları söyleyebiliriz: Dine dair akla muhalif olarak nakledilmiş her lafzı sübût ve delâlet açısından incelemeye tabi tutmak durumundayız. Şöyle ki, nakledilen lafız sübûtu açısından tevâtür veya âhâd konumunda olabileceği gibi, delâleti açısından da katî yahut zannî de olabilecektir. Şayet bu lafız sübût açısından âhâd konumunda ise delâletine bakılır; eğer delâleti katî ise bu durum başta zikredilen “şeriatın akla muhalif bir şey ortaya koymayacağı" şeklindeki külli kaideye uygun düşmediği için nakledeninin iftiracı olduğuna hükmedilir. Şayet dela- leti zannî ise zahir manasının kastedilmediğini söyler ve makul bir şekilde tevil ederiz. Bu lafzın sübûtî açıdan mütevâtir olması ihtimalinde delâleti cihetiyle katî olmasını düşünemeyiz. Zira bu durum da aynı şekilde yukarıda zikredilen külli kaideye muvafik olmayacaktır. Öyleyse, sübūtu açısından tevâtür seviyesinde olan bu lafız delâleti cihetiyle zannî olursa bu durumda bazı ihtimaller öne çıkmaktadır. Zira delâleten zannî olan bu lafzın tevil edileceği sadece bir mana var ise o mana belirlenmiş olur. Yok, eğer birkaç manaya ihtimalli ise, bu durumda bu manalardan birini belirli kılacak bir katî nakil varsa, delilin gösterdiği mana taayyün eder. Şayet, bu manalardan birini tayin edecek kat'î bir mana bulunmazsa 'işte bu durumda ictihad ile bir mana tayin edilebilir mi, edilemez mi?' sorusundan doğan
Sayfa 80·Kitabı okudu
Her şeyden önce bilinmelidir ki, nesih, emir ve nehiylerde vaki olur. "Yürüyüşünde orta yol tut, (konuşurken) sesinden de bir miktar eksilt (bağırarak konuşma!) gibi İslâm'ın teşvik ettiği ahlâka dayalı meselelerde nesih vaki olmaz. Allah Teâlâ'nın zatı, sıfatları gibi mevzulardan bahseden ve Allah'ın vaadini ihtiva eden naslarda da nesih olamaz. İbadetlerin ve muemelâtın asıllarında da nesih meydana gelmez. Ayrıca nesih vahye bağlı olduğu için Efendimiz'in vefatından sonra herhangi bir hükmün neshedilmesinden de söz edilemez. Bir de bilindiği üzere, neshedici delilin mensûh olanın kuvvetinde olması gerekir. Vahyin kuvvetinde olan delil ancak başka bir vahiy olabileceğine göre o da Efendimiz'in vefatı ile zaten kesilmiştir.
Sayfa 60·Kitabı okudu
1396-Abdullah b. Amr b. el As (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Muhakkak ki Allah ilmi insanlara unutturmak suretiyle çekip almaz. Ancak alimlerin ruhunu kabzetmek suretiyle alır. Sonunda hiçbir alim kalmaz. İnsanlar da cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara sorulur, onlar da bilmeden fetva verirler. Yoldan saparlar ve saptırırlar."
Sayfa 53 - ( Buhârî ve Müslim) 3.Cilt·Kitabı okuyor
وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا "De ki: Rabbim, ilmimi artır."
Sayfa 48 - (Taha: 114)·Kitabı okuyor