Kur'an eğer anlamsız bir vird kitabı, ahiret sevabı ya da ölmüşlerin ruhuna hediye etmek için okunan bir fetiş değil de bir kitap gibi okunsa insana uyanma ve direniş hissi, hareket kabiliyeti, izzet ve bilinç bahşeder. Böylece iman gücü zulme, zillete ve cehalete karşı bir kudrete, bir isyana dönüşür.
Bakınız Kur'an Müslüman bir toplumu nasıl tasvir etmekte (bütün boyutlarıyla, tüm ayrıntılarıyla, tek tek, milimi milimine bugünkü Müslüman toplumun tam aksine bir durum) : "Onlar Rablerinin davetini kabul ederler ve Namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda infak ederler.
Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman yardımlaşarak kendilerini savunurlar. Kötülüğün cezası, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükafatı Allah'a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hiçbir sorumluluk yoktur. "( Şûra Suresi 38 -41)