Z.K

Z.K
@ZeynepK08
Philosophia Sapare aude! Doğada, son tahlilde , diyalektik hüküm sürer. Friedrich Engels
Etiketler...
Eğitilmedim.
Livane
2426 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Taș devrinin bașlarında yaşamış olan insanlar, avlanır, ateş yakar, taștan -ve muhakkak tahtadan da-- oldukça karmaşık çeșitli aletler yaparlardı. Daha sonraları mağara duvarlarına resimler yaptılar ve bunların içinden bazıları ölüm sonrası hayata inancı yansıtan izler tașımaktadır. Bu denli zengin kültürlerin bir kuşaktan diğerine dil kullanılmaksızın ve sadece gençlerin yaşlları taklit etmesine dayanarak aktarılması olanaksız görülmektedir. Tarih öncesi devirlerin ilk döneminde insan_ ömrü, günümüzdekinden çcok daha kısaydı. İnsanları çoğunun yetişkinliğe varmış olsalar bile, otuzbeş yașa basmadan öldüğü sanılmaktadır. Bu yaștaki insanların çocukları da küçük olduğundan, bir kuşakla diğeri arasındaki iliski kısa süreli oluyordu. Bu şartlar altında dilin eski kuşakların birikmiş bilgilerini yeni kuşakların aktarmada en önemli eğitim yolu olmuș olması gerekir. Dilin yașama gücü çok fazladır. Konuşma, şüphesiz ki insan faaliyetlerinin en eskilerinden biridir_ve insanla birlikte gelismiş olduğu sanılmaktadır. Fakat nasıl meydaną gelmiş olduğu bir sırdır. Bazı araștırıcılar, ilk sözlerin doğal 'seslerin taklidinden doğduğunu sanmaktadır; bunlar,. onoma- tope adı verilen "güm", "pat", "fıs", "sırıl şırıl" gibi kelimelerdir. Bașkalarıysa ilk kelimelerin çeșitli hayvan seslerinin geliştirilerek taklit edilmesinden doğduğuna inanmaktadır. Kesin olarak hiç bir șey söylenemez ve tahminlerde bulunmak çok güçtür.
Sayfa 130·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan, tek başına yaşayan bir hayvan değildir. Fakat, antropologların deyişiyle, toplum _ruhu, sadece insanların sürü halinde yaşamasından ibaret olmayıp, aslında bu grupların sosyal yapı olarak adlandırılan bir yargıya sahip olması olgusudur. Bu kavram, insanların, belirli ve aralarındaki bağıntılar bir ölçüde tanımlanmış aile, așiret veya millet gibi ünitelere ayrılmış oldukları olgusunu ortaya koymaktadır. Bu sosyal gruplașmaların bazılarında üyelik arzuya_ bağlıdır, bazıları içinse seçme șansı yoktur; bir insan, bir aile veya klanda doğmayı kendi arzusuyle belirleyemez, fakat eșini, tenis kulübünü seçmekte veya Batı Afrika'daysa Nanameì Akpee "karşılklı yardımlaşma" cemiyetine üye olmak için müracaat etmekte hürdür. Genel olarak ileri uygarlık insanları, sosyal yapının akrabalık, doğuştan belirli sosyal sınıf ve oturma yerleri temeline bağlı olarak katı bir şekilde süregittiği ilkel kültür insanlarından daha fazla seçme sansına sahiptir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Savaş", bir çiçeğin dalından düşmesiyken "sanat", ölümsüz bir çiçek yetiştirmektir.
Sayfa 44 - Can yayınları·Kitabı okudu
Her şeyden çok yenilgiden nefret ediyordum. İnsanın erozyona uğraması, duyarlılığının asit salgılarıyla içten içe yanması, dahası siluetini kaybetmesi, eriyip sıvılaşması ya da bütün bunların bir çağda ve toplumda mecazen de olsa yaşanması ve insanın yazın biçemini bu duruma uydurmak zorunda kalması kadar kötü bir yenilgi olabilir mi?
Sayfa 43 - Can yayınları·Kitabı okudu
Hastalıklı iç organlar tarafından yaratılan gece düşünceleri, düşüncelerin mi yoksa iç organların ufak hastalık belirtilerinin mi önce çıktığının insanın kendisinin bile farkına varamadığı sırada şekilleniverir. Ancak beden gözle görünmeyen, derinlerde bir yerlerde düşünce üretme işiyle uğraşır durur. Buna karşın herkes tarafından görünen yüzey, düşünce egzersizlerine geçmeden önce bedensel egzersizlerle eğitimini sağlamalıdır.
Sayfa 23 - Can yayınları·Kitabı okudu