Z.K

Z.K
@ZeynepK08
Philosophia Sapare aude! Doğada, son tahlilde , diyalektik hüküm sürer. Friedrich Engels
Etiketler...
Eğitilmedim.
Livane
2426 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Zihin neden böyle çalışıyor hiç düşündün mü?
Puan vermedi·712 syf.·
2026 34. kitabı
İnsan neden düşünüyor, neden hissediyor, neden aynı şeyler herkeste farklı anlamlar yaratıyor gibi soruların peşine düşerken karşıma hep ruhçu ya da mistik açıklamalar çıktı. Bu yüzden Steven Pinker’ın fikirlerini okumak istedim. Açıkçası kitap düşündüğümden çok daha yoğun ve karmaşıktı. Pinker bazen öyle detaylı anlatıyor ki bazı bölümleri birkaç kez okumam gerekti. Ben de okurken tuttuğum notlar üzerinden, anladığım kadarıyla bazı fikirleri paylaşmaya çalışacağım. Pinker’ın ilk önemli noktalarından biri zihni bir bilgi işleme sistemi gibi ele alması. Ama bunu beyin düz bilgisayar gibi çalışıyor anlamında söylemiyor. Beyin fiziksel bir organ, zihin ise bilgiyi işler, semboller kullanır, çevreyi temsil eder, karar verir, hedeflere ulaşmaya çalışır. Yani düşünmek ona göre sadece hissetmek değil; beynin sürekli veri işlemesi, anlam kurması ve dünyayı modellemeye çalışması. Bu nedenle insan davranışlarının çoğunu da rastgele değil, evrimsel işlevlerle bağlantılı görüyor. Pinker’ın dikkat çekmeye çalıştığı şeylerden biri de insanı biraz “biyolojik robot” gibi düşünmesi. Bunu kaba bir makine anlamında söylemiyor. Daha çok zihnin belirli kurallarla çalışan, bilgi işleyen sistemlerden oluştuğunu anlatmaya çalışıyor. Kitabın bazı yerlerinde hesaplamalı zihin fikrine yaklaşıyor. Yani düşünmek sadece “ruh hissi” değil; beynin sürekli olasılık kurması ve çevreden anlam çıkarmaya çalışması gibi anlatılıyor. Ama insan zihnini sadece makineye indirgemediğini de özellikle hissettiriyor. Çünkü bilinç, duygu ve öznel deneyim kısmının hâlâ tam açıklanamadığını söylüyor. "İnsan doğduğunda tamamen boş bir sayfadır, her şeyi kültür öğretir." Pinker buna açıkca karşı çıkıyor. Kültür her şeyi yaratmaz. İnsan zihni doğuştan bazı eğilimlerle gelir. Öğrenme kapasitesi bile biyolojik alt
Bilim
Zihin Nasıl ÇalışırSteven Pinker · Alfa Yayıncılık · 201795 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sonuçta güzel olanı herkes sever asıl mesele sıradan gözükendeki güzelliği keşfedebilmek. Her şeyi hızla tükettiğimiz bugünlerde böylesine bir keşif yapabilmek sağlam sabır ve emek ister.
Sayfa 57 - Ortapia Elma Yayınevi 17.Basım / Mart 2025·Kitabı okudu
Bazılarımız alışkanlıklarımızla yaşarız; az risk alır, doğal olarak geçmişte olduğumuz ya da davrandığımız tarza meyleder, cinsiyet, kültür ya da sınıfımız nedeniyle miras aldığı­mız belirli hayat biçimlerinin ardından gideriz. Bir anlamda öz­gün olmayan bir hayat, klişe bir hayat, hatta otantik olmayan bir hayat süreriz; çünkü bu aşırı derecede denetimli ya da planlan­mış bir hayattır.
Sayfa 102 - Ayrıntı Yayınları Ağır Kitaplar Dizisi: 4 Çeviren: Şen Süer Kaya Orijinal Yıl:1994 2.Basım/2014 pdf
Çürümüşlük!
Toplumun en tepesinden en tabanına kadar yayılmış sistematik ve göz göre göre gelen bir çürüme... Sonucunda da bu katliamlar, faili meçhuller, çeteleşmeler... Ülkeyi ve toplumu daha güzel yarınlara taşımak yerine kendi devamlılığı için kendine taraftar biriktirme çabasına giren bir siyaset mekanizması... Yetkilerini kendileri ve etrafındakilerin kişisel çıkarları için sonuna kadar kullanmayı kendine hak bilen hatta öncelik edinen, liyakattan uzak, siyasi otorite yalakası, popülist, eyyamcı bürokratlar... Bürokrasi saçmalığında, babalarının annelerinin makamlarını, imkanlarını diledikleri gibi kullanıp, basit şımarıklılar ile başlayan ve giderek yozlaşıp toplumun başına bela olan züppe veletler. Aileler tarafından şişirilmiş egoları, içi boş özgüvenleri ve kocaman duyarsızlıkları ile dijital dünyanın sonsuz karanlığında bir başına bırakılmış çocuklar, gençler... Bilimsellikten, disiplinden, değer yargılarından soyutlanmış eğitim kurumları... Sıradan halka farklı, bürokratlara, siyasilere, zenginlere farklı davranan hukuk sistemi... Kahramanlaştırılan mayfa, toplumun her bir zerresine sirayet etmiş şiddet eğilimi ve mafyalaşma özentisi, doğallaşmış siyaset-mafya ilişkileri... Ve de yukarıdakiler ve daha bir sürü benzer çarpıklığı normalleştiren, meşrulaşıtıran bir bakış açsına sahip bir toplum. İçler acısı haline ancak bir kaç gün ağlayan, sonra çarpıklığında yaşamaya geri dönen bir toplum. Bir avuç ayrıcalıklı zenginin cennetinde, cehennemi içselleştiren çürümüş bir toplum...
8/10
·72 syf.·
2026 46. kitabı
“Yaşadığın dönemin edebiyatına dair en çok neyi seviyorsun?” diye sorulsa bana, görkemden vazgeçip gündeliğe yanaşması derim ve de kahramanı tahttan indirip mutfak sandalyesine oturtması. Tahkiye bence tam da burada olgunlaştı çünkü evlerimize girmek şunu fark etmekti: “Sıradan yaşam” dediğimiz şey, dışarıdan bakıldığında sessiz görünen ama içten içe yoğunlaşmış bir dram, bir bekleyiş, bir yorgunluk, bir arzu ve çoğu zaman adı konmamış bir keder taşır. Aynı masada yıllarca oturan bir ailenin içinde bile nice görünmez çatlak vardır. Aynı koridordan geçen insanların her biri, kendi iç savaşını sessizce taşır. Çekmecelerde sadece faturalar, düğmeler, eski anahtarlar durmaz. Kırılmış hevesler, söylenmemiş sözler, vazgeçilmiş ihtimaller de durur. Hikaye işte bunu sezdi. Ve #LaurentMauvignier #OnlardanUzakta kitabında tam da o evin ortasına gelip “evi anlamanın yazarı” olmuş bence… Kitabı açınca sanki çoktan başlamış bir hayatın içine, en hassas yerinden düşüyoruz. Bir oğlun ölümüyle sessizce sarsan bu kitap, felaketin kendisini değil de yıllardır evin içinde dolaşan o tuhaf, adı konmamış havayı gösteriyor bize. Biz de o havanın içinden geçiyoruz. Cümlelerin eşiğinde herkes kendi “keşke monoloğunu” yaşıyor .Bazıları aynı evin içinde, ki kimse kimseye değmiyor. Herkes kendi içinde konuşuyor sanki. Kapılar kapalı değil ama kimse çıkmıyor da. Acı da öyle gelip geçmiyor. Yerleşiyor. Evin içinde, eşyaların arasında, duvarların dibinde kalıyor. Bir sandalyenin yıllar içinde zemine bıraktığı iz gibi… Önce fark etmiyorsun, sonra gözünden çıkmıyor. Söylenmeyen ne varsa orada birikiyor, biri konuşsa dağılacak gibi ama kimse konuşmuyor. Hepsi olana tanık ama hiçbiri yaşama tanık değil … Bir oğlun ölümü, birkaç hayatı değil, yıllara yayılmış sessizlikleri parçalıyor şuncacık
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026144 okunma