herkes aynı biçimde yaşamaz sevgisizliği; kiminde sadece yorgunluk, kiminde uykusuzluk, kiminde suskunluk yaparken, kiminde nefes darlığına yol açar sevilmemek.
Bir çiçeğin varlığını sürdürmesi için; su, toprak ve güneş yeterli. İnsan dışında tüm canlılar anda yaşıyor ama insan geçmişin gölgesinde, geleceğin kaygısında oradan oraya savruluyor.
"Duygular acımasızdır ama yine nefreti de cinneti de sadece sevgi değiştiriyor; merhameti, şefkati getirdiği gibi. Sevince: sıkılgan, çökkün, yorgun, çekingen hâlin yok oluyor. Yetersizlik hissi giderken, cesareti kırılmış o mahcup kişi birden cesur birine dönüyor. Sevmek yarım kalan her şeyini tamamlar, bunu bir tek severken ve sevilirken yapabilirsin. Sevginin küçük bir ihtimali bile insana yüzlerce km yol yaptırıyor, yorgun dizlerine kuvvet, halsiz ellerine dirilik geliyor. Bir hevecan sarıyor ki benliğini, sorma gitsin. Kelimeler şiddetten uzaklaşıyor, insanın farkında olmadan ağrıları hastalıkları geçiyor meğerse sevgisizliktenmiş, diyorsun. Sevgi dolu bir ruhun büyüklüğü herhangi bir şeyle kıyaslanabilir mi? O yüzden sevdiğini, sevgisini kaybeden bir insanı görmek istemem. Sevgisinden vazgeçirilmiş, sevdiğinden vazgeçmek zorunda kalmış, çaresiz bırakılmış, aşkına sahip çıkamamış bir insanın yapacaklarından korkarım, sevgiyle sahip-lenilmemiş bir aklın yapacakları dört başı mamur bir kötülük yaratıyor. Kısacası insanı var eden de sevgi, yok eden de."
"Hiçbir kelime, sevgi kadar yapıcı, sevgisizlik kadar yıkıcı değildir" derken, gecenin karanlığına dalıyor gözleri. Sevgi arzusu, sevgi açlığı, sevgi özlemi bin bir türlü soruna, çekişmeye, mücadeleye, yanlış anlaşılmaya, her türlü savaşın başlangıcına gebe. Edilen en büyük dualar da en büyük beddualar da sevgi için. Hayat sevginin etrafında dönüyor. Evler ve aileler, sevgiyle kurulduğu gibi yine sevgi için bozuluyor. Sadece bir sevgi sözcüğü duymak için huzursuz sabahlara katlanıp yıllarını veren insanlar var.