İnsan dışında her canlı, öğretileni yapıyor.
Hayvanlar yaşamak için mücadele ederken bölgesini koruyor ve karnını doyurmak için öldürüyor. Hepsinin zamanı, sınırı, düzeni var; bir insanın yoktu, onu anlamıştım. İnsanın zamanı yoktu; ne öfkesinin ne sevincinin! Ne yapacağı belli olmayan tek canlı varlık insan. Susmayan tek varlık insan. Her canlının bir doyma süresi var ama insanın yok! Her canlının bir yok etme sınırı var ama insanın yok! İnsanın isteklerinin sınırı, sonu yok! Çok sevinirse kahkahası başka, çok üzülürse ağlaması başka. Hırsları sonsuz, tutkulu bir sahip olma isteği var ve önüne gelen her şeyi yok etmeye hevesli; yeter ki istediği olsun! Neye, ne zaman üzüleceği de belli değil öyle. Görüyordum ki sadece ben değil, insana yakın olan her şey yok oluyordu; insandan ne kadar uzak o kadar iyi.
Beklemek ne zor şey. Hayattan bir şey beklemek; büyümeyi beklemek, birinin gelmesini beklemek, aramasını beklemek. sevmeyi beklemek, sevilmeyi beklemek, biriyle tanışmayı, ait olmayı, seslerin azalmasını, intikam almayı, yaşamı bile. Öyle ya yaşarken yaşamayı beklemişim ben farkında olmadan. O bekleme süresi insan için en tehlikeli zamanlar olmalı. Herkes beklerken aynı kalamaz.
Senin sevilmeye, benim sevmeye, ikimizin de yaşamaya ihtiyacı var, diyor. Demek o da yaşamayı bekliyor, affedilmeyi, birinin onu tanımasını, tamamlanmayı...