Yazar okuruna, dünya üzerindeki her canlının, sınırlarının ötesini fark edebildiği müddetçe özgür olduğunu âdeta haykırır. Sınırları aşabilmenin iç sesi dinleyerek, hedef belirleyerek, iyi bir öğretmen/rehber seçerek ve ertelemeden sıkı çalışmayla mümkün olacağını anlatır. Bunlar ilk üç bölümün ana meselesidir. Dördüncü bölümde ise kaçınılmaz sona tanıklık ederiz. Bu öğretiler yavaş yavaş eylemlerde görünmez hâle gelirken martı âleminde kutsallaştırılır ve tapılır. Günler geçer, düzen bozulur ve umut kesilir. Çok geçmeden düşünen, sorgulayan ve aklıyla hareket eden bir martıyla tanışırız.
Cesaretle yola çıkmak, sınırları aşmak, uçmak, özgürlük, sürü psikolojisi, toplumun sorgulamaktan vazgeçişi sonucunda ortaya çıkan kötülükler, hareket hâlinde olmanın zihin açıcı yönü işlenir.