“Kızın yüzü de aynaya ne çok benziyordu. Bu imkansızdı; ne de olsa insan kendi ışığını ona yansıtan kaç kişi tanırdı ki? İnsanlar daha çok meşaleye benzerdi, bir esintiyle sönene dek yanarlardı.”
Ben öyle sanıyorum ki bizi korkutan ölümden çok bizim, cenaze alaylarıyla , asık suratlarla ölüme verdiğimiz korkunç haldir... Çocuklar sevdiklerini bile maske takmış görünce korkarlar. Biz de öyle . İnsanların ve her şeyin yüzünden maskeyi çıkarıp atmalıyız.
Yaşlı bir teyzeyi evlat edinmiştim. Görür görmez kanımın ısındığı, gün geçtikçe daha da hayranı olacağım , derin bir sevgiyle bağlanacağım bir teyzeydi Latife. Anlaşılan ihtiyacım olan her şeydi.
Diğer türlü hayatta kalamazdın , nasılsa bir gün yıkacağın bir şeyi inşa ettiğini bilerek devam edemezdin. Sonuçta her şeyin değil ama pek çok şeyin gerçekliği senin kendini neye inandırdığınla ilgiliydi.