Benito Pérez Galdós, 1843 yılında Kanarya Adaları’nda dünyaya geldi. Kendisi, kimi çevrelerce Cervantes’ten sonra en başarılı İspanyol yazar kabul edilir. Fakat bana kalırsa bu tür benzetmeler İspanyol edebiyatı özelinde pek bir anlam ifade etmez çünkü herkes beğendiği ya da başarılı bulduğu yazarlara “çağımızın Cervantes’i” ya da “ikinci Cervantes” gibi yakıştırmalarda bulunuyor. Elbette Cervantes önemli ve başarılı bir Barok Dönem yazarıdır, ancak neredeyse her yazar için bu tür yakıştırmaların var olması işin ciddiyetine şüpheyle yaklaşmamıza sebep oluyor.
Galdós, İspanyol edebiyatında realizmi zirveye taşıyan yazardır. Toplumu gözlemlemeyi ve ona “ayna tutmayı” kendine görev bilir. Galdós, aynı zamanda bir politikacıdır ve toplumu eleştiren fikirleri ve kitapları her zaman halk tarafından –ve tabii muhafazakâr edebiyat çevreleri tarafından- hoş karşılanmamıştır. Özellikle kilise karşıtı tutumları oldukça tepki çekmiştir, hatta 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesine rağmen muhafazakâr Katolik kesimlerce eleştirildiği için ödülü alamamıştır. İçinde yaşadığı toplumu ve İspanya tarihinin değişik dönemlerini ele aldığı “Episodios Nacionales” (Millî Tefrikalar) isimli eseri, Galdós’un gözlem ve muhakeme yeteneğini –ve pek tabii bilgi birikimini- görmek açısından önemlidir.
Galdós’un kitaplarında çoğu kez kadın karakterler ön plandadır ve Galdós bu karakterleri dönemin anlayışının çok ötesinde yaratır. Tristana da böyle bir karakterdir. Yazar, dönemin feminist yazar ve siyasetçilerinden kabul edilir. Ancak o dönemde ne Galdós kendisi için “feminist” ifadesini kullanıyordu, ne de başkaları onu bu şekilde tanımlıyordu. Zaten siyasî bir terim olarak “feminizm”, ilk defa 1960’larda kullanılmaya başlanmıştır. (Bundan önce 19. yüzyılda “feminist” sözcüğü