Bu ülkede yenilik korkusu her yere sinmiş gibi görünmektedir. - Aslında bu, temelde kendilerine miras yoluyla kalan kabuklarından dışarı çıkmaktan korkan uyuşuk sümüklüböceklerin korkusudur; bunlar gerçek görevlerini yerine getirmek yerine, sadece yiyip içmek, eğlenmek isterler; boş sözlerden oluşan dinsel törenler de onların yalnızca bir şey yapıyormuş gibi görünmelerini sağlar. Bu insanlar her türlü reformu adaletin ihlal edilmesi olarak görür.
İnsan gücün önünde eğilir; kara bir buluta tapar; bu bulut ona parlak bir gelecek sunabileceği gibi, o hayran kafasına öfke dolu yağmurlar da indirebilir -insan, bulutun bunları hangi nedenle yaptığını bilmez. Tanrı’nın belli bir yönü olmayan iradesiyle, nedensiz bir istekle hareket ettiğini varsayarak, ya o da kendi keyfi iradesinin izinden gidecek ya da saygısız bulduğu için sahiplenmekten kaçındığı ilkelerden türetilen kurallar uyarınca ahlaklı davranacaktır. İnsanı Tanrı’nın karakterine ilişkin adil ve dürüst tasarımın dayattığı kısıtlamalardan kurtarmak için çalışan hazcılar ile onlardan daha serinkanlı olup da onlarla aynı çabayı sergileyen düşünürlerin düştükleri ikilem işte budur.